Dezenflasyon sürecinde nasıl bir ekonomik yapı oluşmakta?

Dezenflasyon sürecinde oluşan yapı sıcak paraya ve spekülâsyona bağımlı bir ekonomik yapıdır; bu yapı hem dezenflasyonu destekler hem de yeni krizlerin tohumlarını büyütür; aynı zamanda enflasyonu düşürmek için ödenen bedelin hem sebebi hem de sonucudur!

    2023-2026 yılları arası uygulanmakta olan dezenflasyon programı; maliye ve parasal politikalar bu yapıyı değiştirmeye mi; yoksa kalıcılaşmasına mı çalışıldığını anlamamız gerekmektedir; ancak bu uygulamaların öncesini de anımsamadan geçemeyiz! Bütçe ve cari açıkların büyümesinin birçok nedeni olmasına rağmen düşük faiz politikasını bilerek ve ısrarla uygulanmasının eseri olduğu ve sorunun merkezinde yer aldığını unutamayız!

     Enflasyon canavarını halk büyütmedi; emeklilerin ve asgari ücret alan kişilerin bu süreçte günahları yok! Bu küfe; öncesi ve sonrası ile yönetenlerin sırtında iken; krizden çıkış için dezenflasyon sürecinde sıcak paraya niçin gerek duyulmakta, amaçlanan nedir? Şimdi daha önce yapılanların tam tersi yapılmakta; düşük faiz politikası enflasyonu düşürmemişti; tam tersine!

     Dezenflasyon programının içinde uygulanmakta olan yüksek faiz politikası enflasyonu kontrol altına almak ve sıcak para girişini teşvik ederek TL’nin güçlendirilmesini (değerlenmesi) için kullandığı bir araçtır. İlk başta sistemde cari açık finansmanını elde etmeye çalışırken; bir yandan da kur istikrarını sağlamaktır.

     Politik ekonominin bu süreçte rolü nedir?

     TCMB yüksek faizi 2026’nın başlarında yüzde 37’lere düşürmüştü; ABD-İsrail’in İran ile savaşında da bu oranı değiştirmedi. Enflasyon hedefi (yüzde 5 orta vadede) zorunlu görmektedir. Amaç; iç talebi kısarak fiyat artışı baskısını azaltmaktır; ayrıca FED’in (ABD Merkez Bankası) uyguladığı faiz politikasına da bir yandan uyumlu olmaya çalışmaktır. Bu durum, bu süreç reel faiz pozitifliği ile (enflasyonu 6-7 puan üstü) enflasyon yüzde 31 (Nisan 2026) sermaye girişini (sıcak para; portföy yatırımı) çeker; ancak reel sektörde bilinmelidir ki; kredi maliyetlerini artırarak yatırımların düşmesine neden olacaktır.

     Sıcak para neden gereklidir?

     Türkiye gibi cari açık veren; yani borçlanarak (GSYH’nın yüzde 3-4’ü kadar) büyüyen ekonomilerde sıcak para (portföy yatırımı) döviz ihtiyacını karşılar ve rezerv artışlarını destekler.

     Bu durumda döviz artışları ve rezerv kalitesi neden önemlidir? Kırılgan ve spekülâtif bir ekonomik yapıda dövize ihtiyaç duyulurken kıt kanaat birikmiş rezervlerden döviz satışları yapmak ne anlama gelmektedir?

     Bu sorulara daha sonra yanıt verebileceğimi belirtirken sıcak paranın oluşması ve TL’nin değerlenmesi arasında ne gibi ilişki doğmaktadır? Bu ilişkinin sınırı nerede başlar nerede biter?

     Sıcak para ile TL’nin değerlenmesi arasında öncelikle döviz girişi, kurun düşmesi ve daha fazla döviz girişi döngüsünden kaynaklanan bir pozitif ilişkisinden bahsedilebilir; ancak ekonomistlere göre bu ilişkinin bir sınırı vardır ve bu sınır enflasyon, faiz, sermaye kontrolleri ve rezerv tabanı ile yakın bir etkileşimine bağlıdır.

     TL’nin değerlenmesi yatırımcının döviz cinsinden getirisini yükselttiği için sıcak paranın daha da artmasına yol açabilir; tam tersi de oluşabilir; ‘’faiz, döviz ve reel kur’’ arasında bir spiral oluşur. Bu ilişkinin sınırı nerede kopar? Sıcak paranın TL’yi değerlendirmesine, daha fazla güçlendirmesi ekonominin ithalat ayağını zayıflatabilir ve reel kurun aşırı değerlenmesine yol açabilir; bu süreç de dış ticaret açığını (cari açık) ve finansal riskleri artırabilir.

     Ayrıca sıcak paranın yönü hızla değişebildiği için piyasa beklentileri bozulduğunda (risk algısı oluştuğunda) bu fonlar birden ekonomiden çıkarken TL’nin değer kaybetmesine yol açabilir. Bu durumda sıcak para TL ilişkisinin kendini sınırladığı bir tür kırılma anı olarak tanımlanır ki, bu kırılma noktalarını ve anlarını bilebilmek ve bu süreci de yönetebilmek önemlidir.

     İlişkinin sınırını belirleyen faktörler nelerdir?

. Enflasyon ve reel faiz:

     Sürekli yüksek faizle çekilen sıcak para TL’yi değerlendirmeye çalışır; ancak bu durum enflasyonun yeterince düşürülmediği ortamlarda sürdürülemez bu durumlarda kurda ani düzeltmeler (kur yükselir) yaşanabilir!

. Sermaye hareketi kontrolü ve rezervi:

     TCMB swap limitleri, döviz zorunlu yükümlülükleri ve döviz rezervi ile sıcak paranın girip çıkmasına sınırlar koyabilir; bu düzenlemeler TL’nin sıcak para etkisi ile aşırı değerlenmesine veya aşırı değer kaybını sınırlamayı hedefler.

     Kısaca sıcak para TL’yi değerlendirmeye götürebilir ama bu ilişki; enflasyon, faiz, rezerv tabanı ve sermaye kontrolleri sınırları dahilinde geçici ve kırılganlığı içinde barındıran bir döngü yaratmaktadır; aşırı değerlenme ve serbest dalgalı harekete dönüşen bir yapının önünde bu sistem çalışmaz; kısır döngüde kalır!