Ekonomik büyüme ve Türkiye – AB ülkeleri arası verimlilik, TİS (Toplu İş Sözleşmesi) kapsamı kıyaslaması

Ekonomik büyümenin verimli olabilmesi için AR-GE’ye yatırım Türkiye gibi ülkeler için çok önemlidir; milli gelir artışı da, milli gelirin adaletli dağıtılışı da bu yatırımlara bağlıdır. AB üyesi ülkeler ile bu süreçleri karşılaştırdığımızda çok farklı bir tablo ile karşılaşırız.

     Uzun süre çift haneli (2018-2026) yılları arası enflasyon yaşayan Türkiye’de verimlilik gibi, AR-GE gibi, İnovasyon gibi ve TİS (Toplu iş sözleşmesi) kapsamı gibi kavramlar tartışılmamakta; gündeme bile gelmemektedir. Neden? Ekonomik krizde olan herhangi bir ülkede olduğu gibi Türkiye’de de cari açıklar, bütçe açıkları, zamlar, artan fiyatlar ve enflasyon gibi krizlerin nedenleri ve sonuçları tartışılmaktadır.

     Aslında krizlerin nedeni; ekonomiyi büyütecek sebeplere önem vermemekten kaynaklanmaktadır. AB üyesi ülkeler ile Türkiye’yi kıyasladığımızda bu durum daha iyi anlaşılacaktır.

     AB üyesi ülkeleri öncelikle ekonomik açıdan nasıl tanımlamalıyız; Türkiye ekonomisini de tabii ki; kıyasladığımızda nasıl bir sonuçla karşılaşabiliyoruz?

     AB üyesi ülkeleri ekonomik yapılarına göre gelişmiş sanayi ülkeleri (Kuzey Batı); Turizm sanayi ülkeleri (Güney) ve Yükselen Pazar ekonomileri (Doğu) olarak tanımlayabiliriz.

     Ekonomik sınıflandırmadan ne anlıyoruz?

     AB üyesi ülkelerde yüksek performanslı ülkelerin kalkınmışlık düzeylerine bakmalıyız; AB’de yüksek performanslı ülkeler (Almanya, Hollanda, İsveç, Danimarka, Finlandiya ) gibi ‘’rekabetçi sanayi ülkeleri’’ olarak tanımlanmaktadır; yüksek verimlilik ve inovasyon gibi teknolojik faktörler ön plandadır.

     Her AB ülkesinin kendine özgü ekonomik büyüme planları ve stratejileri vardır; ancak ortak özellikleri yüksek verimlilik için AR-GE yatırımları, ekonominin idaresi için mali disipline odaklanma gibi makroekonomik belirteçler hâkimdir.

     AB üyesi performansı yüksek ülkelerin özellikleri:

. Yüksek AR-GE yatırımı: GSYİH’nın yüzde 2,5-3,5 bandı arasındadır; Meselâ Almanya’nın yüzde 3.1’dir. / İsveç’in yüzde 2.3’tür./ AB ortalaması yüzde 2.3’tür.

. Ekonomileri ihracata odaklıdır: GSYİH’nın yüzde 40-60 bandı arasında ihracat geliri elde edilmektedir; makine gibi, firmasötik ve yeşil tech)

. Güçlü bir sosyal model oluşturulmuştur; Gelir dağılımı dengelidir; gini katsayısı 0.25-0.30 bandında seyrederken; işsizlik oranı yüzde 4-6 arasını geçmez; TİS kapsamı ise yüzde 80 üzeridir.

. Dijital/ Yeşil dönüşüm: Küresel ekonomilerden olumlu pay alabilecek bu tür gelişmelere de önemli çabaları vardır; GSYİH’nın yüzde 10’u gibi oranlarda yatırım öncelikleri, karbon emisyonu nötr olması için de hedefleri söz konusudur.

. Mali disiplin ve borç yükü: GSYİH’nın yüzde 40-60 bandı arasındadır; enflasyon oranları ise çok düşüktür; yüzde 1-2.

    2025 yılı sonu itibariyle AB ülkelerinde milli gelir seviyeleri satın alma paritesi açısından (SGP Euro) ve verimlilik artışının kıyaslanması:

. Lüksemburg: Kişi başı GSYİH (SPG Euro) 142.000 Euro/ Gini katsayısı 0.31/ verimlilik artışı yüzde 18.

. İrlanda: Kişi başı GSYİH (SPG Euro) 106.000 Euro/ Gini katsayısı; 0.31/  verimlilik artışı yüzde 22.

. Almanya: Kişi başı GSYİH (SPG Euro) 58.000 Euro/ Gini katsayısı 0.29/ verimlilik artışı yüzde 15.

. AB ortalaması: Kişi başı GSYİH (SPG Euro) 42.000 Euro/ Gini katsayısı 0.30/ verimlilik artışı yüzde 16.

. Türkiye ortalaması: Kişi başı GSYİH 30.000 (SPG Euro) / Gini katsayısı 0.410/verimlilik artışı yüzde 10.

     Gini katsayısı nedir? Gini katsayısı gelir dağılımı eşitsizliğini ölçen istatistiksel bir göstergedir; o’a yakın değer tam eşitliği, 1’e yakın değer tam eşitsizliği ifade eder. (Türkiye’de Gini katsayısı 2025’te 0,410’dur.)

     Kişi başı satın alma paritesi (SGP Euro) açısından 2025 yılı Türkiye 30.000 Euro ile AB ülkelerine göre yüzde 48 oranında daha düşük; AR-GE’de yüzde 53; işsizlikte yüzde 70; yüksek teknoloji ihracatında yüzde 86 fark yemektedir.

     Bu farkı kapatmak için AR-Ge’de hedef GSYİH’nın yüzde 3’ü, enflasyonda ise yüzde 5 olmalıdır.

     AB ülkelerinde TİS (Toplu İş Sözleşmesi) kapsamı ile verimlilik ilişkisi nasıl kurulmakta?

     AB ülkelerinde TİS (Toplu İş Sözleşmesi) kapsamı (yüzde 55-98 arası) verimlilikte pozitif anlamda ilişkinin kurulmasıdır; yüksek kapsama, ücret-verimlilik dengesinin oluşması; yıllık yüzde 1.8-2.5 oranında GSYİH’da çalışan sayısında artış anlamına gelmektedir.

     Verimlilikte TİS reformu kapsamından ne anlamalıyız?

     (TİS) Toplu iş sözleşmesi kapsamı, çalışanların toplam sayısına oranla toplu pazarlık anlaşmalarından (ücret, çalışma koşulları) yararlananların yüzdesini ifade etmektedir; verimlilik üzerinde yapıcı, olumlu ve motive edici etkiler yaratmaktadır.

     Verimlilik bağlantısı ve etki mekanizması nasıl çalışmaktadır?

     Yüksek TİS (Toplu iş sözleşmesi) kapsamı ( AB ortalaması yüzde 55 üzeridir) sendikalaşma ve işveren koordinasyonu ile ücret-verimlilik dengesi sağlanmaya çalışılır; iş yeri düzeyinde işbirliğini artırdığı için iş devrini düşürür (yüzde 15 azalma) TİS’de düşük kapsama (Türkiye’de yüzde 15’tir) bireysel pazarlık ve güvencesizliği körükleyerek çalışma motivasyonunu zayıflatmaktadır.

     AB ülkelerinde TİS kapsamı ile işgücü verimliliği arasında pozitif korelasyon (ilinti-ilişki) vardır. OECD verilerine göre yüzde 10 TİS artışı yıllık verimlilikte yüzde 0.5-1.2 puan arası yükselme artışı sağlamaktadır.

     Verimliliğin artması yukarıdaki verilerden de anlaşılacağı gibi AB ülkelerinde gelir dağılımını olumlu etkilemiş; milli gelir seviyelerine de pozitif yansımıştır. Taban ve orta gelir grubu korunmuştur; 2015-2025 yılları arası verimlilik yüzde 15 artarken; en zengin yüzde 10 grubun geliri yüzde 35 (yüzde 2 düşüş) en yoksul yüzde 20’si yüzde 9’unu (artış yüzde 1.5) almıştır.

     AR-GE harcamalarının AB üyesi ülkelere göre düşük olmasının Türkiye ekonomisine etkileri nelerdir?

     Türkiye’de AR-GE harcamalarının düşük olması (GSYİH’’nın yüzde 1.4’ü - 1.5) verimlilik artışının ve ekonomik büyümenin sınırlanması dolayısı ile de orta gelir tuzağının derinleşmesine neden olmaktadır. Türkiye düşük AR-GE emek yoğun üretimden (GSYİH’da ortalama çalışan 12.000 dolar alırken; katma değer sektörün yoğun olduğu AB ülkelerinde ortalama gelir 42.000 dolar olabilmesini geciktiren bir faktör olarak karşımızda durmaktadır. Ayrıca AB ülkeleri ortalamasının 1/20’si kadar patent üretimi yapması; ihracatının yüzde 85’inin düşük teknolojiye bağımlı olması; özel sektör (yüzde 60 üzeri) verimsiz çalışmasına da neden olunmaktadır.

    Enflasyon ve kur dalgalanmaları yatırımı baskılamakta; baskılanan yatırımlar ekonominin büyümesini daraltmaktadır.

     Sonuç itibariyle; yüzde 1 AR-GE artışı GSYİH’yı yüzde 1.08 oranında büyütmektedir. (Panel analiz) Mevcut seviye yüzde 2 oranında potansiyel kayıp anlamına gelecektir. Üniversite-sanayi işbirliği kopukluğu, beyin göçü ve liyakatsizlik kısır döngüyü pekiştirmektedir.

     Çözüm; AR-GE için yüzde 3 hedef; enflasyonda yüzde 5 ve ekonomik büyümede yüzde 7’nin üzeri için makroekonomik istikrar şarttır.