Ekonomik büyüme; emekli maaşlarında erime; ‘’sefalet ücreti’’ neden?

     Ekonominin büyüdüğü iddiası ile gelir dağılımının da artabileceği süreçte; emekli maaşlarının artırılması konusunda ‘’kaynak yok; enflasyonu artırır’’ denilerek paydan mahrum bırakılıp sefalet ücretine mecbur bırakılması yaklaşık 17 milyon emeklinin çoğunluğunu tekrar çalışmaya iterken; beslenme, barınma (kira artışı) ve sağlık sorunları ile karşı karşıya bıraktığı gözlenmektedir.

     Emekliler, aldıkları ücretler yeterli olmadığı için; kalan ömürlerini sevdikleri ile paylaşarak, yardımlaşarak, iş arayarak hayatı geçirme konusunda sıkıntı yaşadıklarını; kendilerini mutsuz ve değersiz hissettiklerini her platformda dillendirmeye devam etmekteler; ömürlerini devlete vergi vererek geçirdikleri gerçeğini de unutturmadan!..

     Fiyatlar gün gün; ay ay artar ve faturalara yansırken; emekli aylıkları bu hızlarda artmamaktadır!

     Enflasyonun yükselmesine sebep olanlar; emeklilerin de fakirleşmesine, yoksullaşmasına neden olmuşlardır.

     Emeklilerin yüzde kaçı asgari ücret ve asgari ücret altı maaş almaktadır? (Asgari ücret 28.075 Tl. 2026 Şubat)

     Açlık sınırı 34.252 Tl. Yoksulluk sınırı 103.817 Tl (2026 Şubat) En düşük emekli aylığı alan (20bin), eşi hayatta olmayan kişilerin emekli aylığı 17 bin. Bu ücretler açlık sınırı ve yoksulluk sınırını belirleyen rakamlar açısından ne anlama gelmektedir?

    Çalışan nüfus, sigortalı çalışan ve emekli sayısı ülkede ne kadardır?

     26 milyon 346 bin 901 sigortalı çalışanın yanında 16 milyon 990 bin 274 emekli vardır. 11 milyon 521 bin 51’i işçi emeklisi; 2 milyon 921 bin 564’ü esnaf emeklisi; 2 milyon 555 bin 659’u memur emeklisi statüsünde emekli maaşları almaktadır.

     Fiyatlar akaryakıt fiyatlarının yükselişine göre faturalara yansırken; emekli aylıkları bu hızla artmamaktadır.

     2019-2026 yılları arasında kümülatif enflasyon fiyatları ne kadar artırmıştır.

     Türkiye’de 2019 Ocak- 2026 Şubat ayları arasında kümülatif enflasyon oranı yüzde 700 civarındadır; bu ne anlama gelmektedir?

     Örneğin 2019 Ocak’tan 2026 Şubat ayına kadar tüketici fiyatlarının toplamda yaklaşık 7 kat yani; yüzde 700 arttığını gösterir. Bu oranın belirlenmesi birleşik (zincirleme) hesaplanma sonucudur. Her dönemde artış; mevcut seviyenin üzerine biner; örneğin, 100 Tl’lik sepetin değeri dönem sonunda 800 Tl olur; paranın alım gücü 1/8’e iner.

                  Son endeks

 Formül: ------------------   - 1X 100

                 Baz endeks                                        

     Yaklaşık kümülatif enflasyonun önemi nereden anlaşılmaktadır?

     Maaşların (asgari ücret yüzde 1.289, emekli maaşı yüzde 1.900 artış) reel değer kaybını açıklar. Açlık sınırı gibi yaşam maliyetleri bu hızla artarken; sabit gelirler erir.

     Emekli maaşlar bu oranlarda artmaz ise ne olur?

     Emekli maaşlarının alım gücü geçmiş yıllara göre nasıl erimiştir?

     Maaşlar bu oranlarda artmaz ise; örneğin asgari ücret yüzde 1.289 artarsa; bu durum reel yüzde 20 kayıp anlamına gelecektir. Gıda ve kira gibi giderleri hızla tüketeceğinden emekli maaşları açlık sınırının yüzde 60’ına gerileyecektir.

     En düşük emekli maaşı 20 bin; 4 kişilik gıda sepetinde açlık sınırı 34.253 Tl’ olduğu için her hâlükârda ihtiyaçları karşılayamayacaktır.

    2019 yılında en düşük emekli aylığının açlık sınırını karşılama oranı yüzde 91’di. 2026 Şubat ayı dönemi açıklanan açlık sınırını karşılama oranı yüzde 62’ye düştü; erime yüzde 32 olarak gerçekleşti.

     Emekli maaşlarının alım gücü enflasyon dönemlerinde ciddi anlamda erime olmuş, özellikle gıda, kira ve altın alma gibi kalemlerde ciddi anlamda kayıplar yaşamıştır; 2005 yılında en düşük emekli maaşı ile 12 çeyrek altın alınabilirken; 2025-2026 yılında 2 çeyrek altına düşmüştür.

     Ekmek alımında ise; aynı yıllar baz alındığında 1344’ten 1125 ekmek sayısına düştüğü görülmüştür.

     Kira giderleri ise; 2005 yılında emekli aylık giderlerinin 1/3’ü kadardı. Şimdi (2026) 1,5 katına yükseldi. 2026 yılında en düşük emekli maaşı asgari ücretin yüzde 71’ine geriledi.

    Dezenflasyon politikalarının uygulandığı sürelerde çalışan emekli oranlarına ve asgari ücret altı ücret oranlarına da bir bakalım mı?

     Türkiye’de emeklilerin yüzde 12.4’ü (yaklaşık 2.1 milyon SGK’na kayıtlı çalışan) emeklilik sonrası resmi olarak çalışmaktadır. Kayıt dışı ve iş arayanların oranı yüzde 65.8’e ulaşmaktadır. ( Disk-Ar raporu, 2024)

2022 yılı: (Kayıtlı çalışan emekli sayısı; 945 bin/ Toplam emekliye oranı (17 milyon) yüzde 5.6.

2023 yılı: (Kayıtlı çalışan emekli sayısı; 1 milyon 200 bin. / Toplam emekliye oranı yüzde 7.1/ İş gücüne katılma oranı; yüzde 50 üzeri./Asgari ücret altı tahmini alınan ücretin yüzde 60’ı.

2024 yılı: (Kayıtlı çalışan emekli sayısı 2 milyon 100 bin./ Toplam emekliye oranı yüzde 12.4/ İş gücüne katılma oranı 65.8./ Asgari ücret altı tahmini alınan ücret ücretin yüzde 65’i.

2025 yılı: Kayıtlı çalışan emekli sayısı 2 milyon. 133 bin./ Toplam çalışan emekli sayısı yüzde 12,5./ İş gücüne katılma oranı yüzde 65 üzeri./ Asgari ücret altı tahmini ücret oranı yüzde 65 üzeri.

     Düşük emekli maaşları (yüzde 90’ı açlık sınırını altında; sefalet ücreti) nedeniyle emekliler yüzde 30 tarım, perakende ve inşaat sektörlerinde asgari ücret altı ücret ile çalışmakta; SGK kesintileri ile birlikte yukarıda belirtilen oranlarda maaş alabilmektedirler.

     2002 yılında emekli olup ta iş arayanların oranı yüzde 36.6 iken 2024 yılında bu oran yüzde 65.7’ye yükselmiştir.

     2002 yılında ortalama emekli maaşı kişi başı GSYH’ya oranı yüzde 46.4 iken bu oran 2025 yılında yüzde 29’a gerilemiştir.

     Her hâlükârda ekonomik büyüme (ortalama yüzde 3) refah değil sefalet ücreti ile yaşamak zorunda kalan sayıları küçümsenemeyecek oranda kitle yaratmıştır.