Ekonomik büyüme ve gıda enflasyonu artışındaki nedenler; (2019-2025)
Türkiye gıda enflasyonunda OECD ülkeleri içinde lider; neden?
Türkiye 2025 yılında gıda enflasyonunda OECD ülkeleri arasında yüzde 32-34 oranı ile birinci oldu; gıda enflasyonu liginde dünyada 4. 2025 yılında ise 5. olmuştur. OECD ülkelerinde enflasyon ortalaması yüzde 4.7, Euro bölgesi ortalaması ise yüzde 1.8’dir.
Türkiye tarımsal gıda üretiminde bir zamanlar kendi kendine yeten yedi ülkeden biri idi. Ne oldu da gıda fiyatlarındaki artış durdurulamamaktadır?
Gıda fiyatlarındaki artışın birden fazla sebebi olmakla birlikte en ön sırada yer alan iki kök nedenin birbirleri ile de etkileşim, ilintisi olan, üretim girdilerinde dışa bağımlılık; kur artışlarından dolayı maliyet artışlarıdır; ürün pahalı hale gelmektedir.
Kur artışları makroekonomik dengelerin bozulmaya başladığı; (bütçe açıkları-cari açıklar), dövize talebin doğduğu; (borçlanma gereği) süreçte kur artışları (çift para birimli ekonomik sistem) enflasyonu; enflasyon artışları ürün fiyatlarını; fiyatların artışı ise TL’nin değerini yani; alım gücünü düşürmektedir. Bu kısır döngü ekonomik krizlerin hikâyesinde hep bu şekilde işlemektedir.
Gıda enflasyonunu besleyen bu sürece temel gıda maddelerindeki (2019-2025) yılları arasındaki fiyat artışları (döviz artışı- TL artışı) oranlarına baktığımız zaman sorunun nereden ve nerelerden kaynaklandığı daha iyi anlaşılacaktır.
Sanayide olduğu gibi tarımsal üretim modeli de ithal ikame modelidir.
Tarımda ithal ikame modeli üretim anlamında ne manaya gelmektedir?
Tarımsal üretim için girdi temininde dışa bağımlılık oranının çok yüksek olmasıdır.
Girdi maddeler (kimyevi gübre) dışa bağımlılık oranı yüzde 90’dır.
Girdi madde (peptisit; kimyasal ilaçlar) dışa bağımlılık oranı yüzde 84’tür.
Girdi madde (mazot) dışa bağımlılık oranı yüzde 92’dir.
Girdi madde (tohum) dışa bağımlılık oranı yüzde 21’dir.
Türkiye 1980’lere gelinceye kadar kimyevi gübre ihtiyacını kendisi üretiyordu; bunu belirtelim.
Dikkat ettiniz mi; sadece tohum ihtiyacında dışa bağımlılıkta azalma görülmüş. Ancak, tohum tedarikinde mısır, soya, ayçiçeği ve havuç ürünlerinde dışa bağımlılık hale yüksek.
Kur artışları ile birlikte ithal girdi maddelerindeki fiyat artışları tarım ekonomisindeki üretim maliyetlerine nasıl yansımıştır?
Temel gıda ürünü buğday üretimini ele alalım: Buğday üretimi 2019 yılında tarla içi maliyetin payını yüzde 50 ila mazot ve gübre oluşturuyordu. 2022 yılına gelindiğinde düşük faizin uygulandığı, kur artışlarının tavan yaptığı süreçte bu oran yüzde 67 olarak maliyetlere yansımıştı. Gıda enflasyonunu yanlış ekonomi politikaları uygulamalarının artırdığı da görülmektedir. 2019 Ocak ayı itibariyle USD/TRY kuru ortalama 5.33 Tl seviyesindeydi. 27 Şubat 2026’da 43.96 dolara yükseldi; bu yaklaşık olarak yüzde 725 oranında bir artış anlamına gelmektedir; 2019-2026 Şubat ayları arası kümülatif TÜFE enflasyonu yaklaşık yüzde 700 civarındadır. (yıllık ortalamalarla compounde hesaplama)
2024 yılında gıda enflasyonu yüzde 48.52 iken; dar gelirli gıda enflasyonu yüzde 86.2 olmuştu. TÜİK verilerine göre 2003’ten bu yana ortalama fiyatlar 21 kat, gıda fiyatları ise 32 kat artmıştır. (Aralık 2024) Haziran 2023-Mayıs 2024 arası aylık bazda gıda enflasyonu ülkemizde ortalama yüzde 68,5 olarak gerçekleşmişti. Aynı verilere göre Dünya gıda fiyatları enflasyonu liginde 1. Arjantin 2. Güney Sudan ve 3. Zimbabwe’nin ardından Türkiye 4. sırada yer aldı.
2019-2025 yılları arası gıda maddelerindeki üretim maliyetleri TL bazında 5-11 kat, dolar bazında yüzde 100-300 oranı aralığında arttı; ana nedenler girdi ithalatı bağımlılığı ile kur artışı kaynaklı TL’nin değer kaybı; yüzde 650’nin üzeri.
Temel gıda ürünlerde 2019-2025 yılları arası artış oranları (Tahmini, kümülatif) dolar bazında ne kadar olmuş?
Ürün (Buğday) maliyet artışı yüzde 700-800. (Tohum yüzde 1100, gübre yüzde 297) Dolar bazında artış yüzde 100-150.
Ürün (Et, sığır) maliyet artışı yüzde 800-1000. (Yem yüzde 200-300- Mazot yüzde 560) Dolar bazında artış yüzde 150-250.
Ürün (Süt) maliyet artışı yüzde 600-700. (yem yüzde 200-enerji yüzde 560) Dolar bazında artış yüzde 120-200.
Ürün (Yumurta) maliyet artışı yüzde 500-600. (yem yüzde 200-300, işçilik yüzde 400. Dolar bazında artış yüzde 100-180.
Ortalama birim fiyatları açısından (toptan/müstahsil) durumuna göre aynı ürünler TL bazında fiyatları ne kadar artmış? 2025 yılı dolar kuru 35 TL iken ortalaması alınarak hesaplanmıştır; 25.02.2026 dolar kuru 43.88 Tl’dir; artış katlanarak devam etmektedir!
Ürün (yumurta, tane) 2019 yılı yumurta tane fiyatı (0.40-0,50 Tl) 2025 fiyatı (4.00-4.30Tl). Tl olarak yüzde 800-975 artış.
Ürün (süt, kg.) 2019 fiyatı (1.50-2.00 Tl) 2025 fiyatı (12.00-15.00 Tl.) TL olarak yüzde 600-700 artış.
Ürün (kg, süt kuzusu) 2019 fiyatı 35-42 Tl/Kg /2025 fiyatı 340-375 Tl/Kg. Tl olarak yüzde 800-950 artış.
Ürün (Buğday) 2019 fiyatı 1.200-1.500 Tl. /2025 fiyatı 12.000-14.500 Tl. olarak artışı yüzde 800-1100.
Küresel iklim krizinin gıda enflasyonuna etkisi ne olmuştu?
2025 yılı Şubat- Nisan aylarında 65 ilde yaşanan yaygın zirai don vakaları 16 meyve ve çeşitli sebze grupları, başta buğday, arpa ve erken ekilen şeker pancarı, mısır gibi diğer hububat ürünlerinde ciddi anlamda kayıplara yol açtı. Tarım uzmanlarının açıklamalarına göre yüzde 15 - 30 arası verim kaybı yaşandı. Teorik olarak tarım ekonomisinde her yüzde 10 oranında üretimde düşme gıda fiyatlarında yüzde 20 artış riskini enflasyon) beraberinde getirmektedir; 2025 yılında gıda fiyatlarında artış görülmesinin nedeni olmuştur.
Girdi maliyetlerinin ve kur artışı kaynaklı fiyat artışlarının yanında; küresel iklim krizinin etkileri tarım ekonomisinde üretim maliyetlerini artırmakla kalmamış; çalışma ve üretim alanlarının da daralmasına da neden olmuştur; 2001 yılından bu yana sisteme kayıtlı 512.000 çiftçi üretimden çekildi. Son 10 yılda çiftçi sayısı yüzde 55 azalarak 2 milyon 245 bin olan bu sayı 500 binin altına düştü. (Topuzoğlu, 2024) Yaklaşık 26 tarımsal ürünün de ithal edildiği gözlenmektedir. (2026)