Ekonomik büyüme, dezenflasyon süreci ve denge sorunu

     Ekonomik krizin derinleştiği; zaman zaman hiperenflasyonu da gördüğü 2017 yılından bu yana TCMB ve Maliye Bakanlığı birlikte adına dezenflasyon denilen sürede enflasyonu durdurmak için alınan ve uygulanan önlemler, iki yılını doldurdu ve geçti; (2023-2025)

     Dezenflasyon sürecinde enflasyon neden düşmekte direnmekte ve süreç neden uzamakta?

     Maliye Bakanı Şimşek 2. kez göreve geldiğinde uygulanan heterodoks para politikalarını irrasyonel (akıldışı) bulmuş; klasik ekonomi politikalara geri dönülmüştü.

     Dezenflasyon sürecinin odağında para politikaları açısından nasıl bir uygulama vardı?

     Sıkılaştırılmış para politikaları ile başta politika faizini yavaş yavaş artırarak yüzde 50’lilere varan oranda yükseltilmesi ile süreç başlatıldı. Faizin bu oranlarda yüksekliği nerede ise iki yılı buldu ve devam etmekte.

     Bu politikalarla bu süreç ne anlama geliyordu ve amacı ne idi?

     Dezenflasyon süreci yüksek enflasyonun frenlenmesi, ancak pozitif kalması demekti; enflasyonun yavaş yavaş oran olarak düşmesi; fiyatların ise az da olsa artması demekti. Hiperenflasyonda günde iki kez etiketlerdeki fiyatlar değişirken; dezenflasyon sürecinde etiket fiyatları ayda bir veya iki kez değiştiği izlenmektedir.

     Özellikle doğal gaz ve petrol bulundu müjdeleri ile birlikte; benzine ve mazota yapılan zamlardan sonra etiketlerde fiyat değişikliğine gidiyordu.

    TCMB parasal politikaları neden uygulamaya koydu?

    Para politikaları TCMB’nın ekonomiyi sağlıklı yönetmesi için kullandığı araçlar ve stratejilerin bütünüdür. TL’nin değerini korumak yasa ile belirlenmişken; başta enflasyonu kontrol altına almak, finansal istikrarı sağlamak ve makroekonomik dengelerin tekrar kurulması için yürürlüğe koyduğu önlemlerdir. Diğer önlemleri de bir hatırlayalım: Faizlerin artırılması/ Merkez Bankası rezervlerinin zorunlu olarak artırılması/ Açık piyasa işlemleri ile varlık satışı/  Bankalar ve finansal kuruluşlara kredi kısıtlaması/ Lüks tüketim mallarına vergiler ve ek vergi yolu ile tüketimin sınırlanması.

     Para politikalarının hedefi tüketim taleplerini sınırlandırarak; tasarruf eğilimlerini artırmaktır. Bu nedenle TCMB enflasyon hedeflemesi yapar; enflasyon hedeflemesi şu anlama gelmektedir; ekonomik büyüme, istihdam ve fiyat istikrarını sağlamak için atılan adımlar anlamına gelmektedir.

    Enflasyon hedeflemesi ve hedeflemeye rağmen enflasyon neden tırmandı?

     TCMB ve Maliye politikaları ile birlikte on bir yıldır enflasyon hedefi hep yüzde 5 olarak belirlenmişti. Hiçbir dönemde bu orana ulaşılamamıştı. 2012- 2016 yılları arasında gerçekleşen enflasyon politikalarının doğru uygulanması ile hedefe yakın bir orana ulaşılmıştı; sıkı para politikasının uygulandığı bir süreçte. 2017 yılında gevşek para politikaları uygulamaya girdi; Bu yıldan itibaren TCMB politika faizi yüzde 19’dan 13’e düşürmesi ile enflasyon dizginlenemez hale geldi. 2022 Eylül ayına gelindiğinde enflasyon TÜİK’E göre yüzde 85’i bulmuştu. Uyguladığı politika faizi yüzde 13tü.

      Hedef tutmamış enflasyon neden tırmanmıştı?

     Türkiye ekonomisi çift para sistemi ile borçlanarak çalışan bir ekonomik yapıya sahiptir; maliyet enflasyonunun risk olarak belirdiği durumlarda kur artışlarını tetikleyeceğinden TCMB politika faizini düşürmez; düşürürse başta kur atışları dolayısı ile enflasyon artışları meydana gelir! Arkasından TL’nin değer kaybı gelir; gelmiştir; İnsanlar tasarruflarını değer kaybetmeden nerede değerlendirebileceği şaşkınlığına sürüklenmişlerdir! KKM denilen garabet daha önceden (Özal dönemi) iflasla sonuçlanmasına rağmen ikinci kez tekrar denenmesinde bir sakınca görülmemiştir!

     Ekonomi bilimi başta kurnazlığa ve yapılan hatalara tahammül göstermeyen; başarı için uygulanması gereken önlemlerde zamanlama konusuna uyulmasında ısrarcı olan ve birçok bilim dalı ile de etkileşim içinde bulunan bir bilim dalıdır.

     Uygulanan para ve maliye politikalarının ekonomi bilimine uygunluğunun ötesinde; paranın psikolojisi (yatırım ortamı) için güven kaynağı olması gereken hukuk biliminin de etkinliği aranacaktır; kişilere değil yasalara uymak ve kendi gerçekliği içinde uygulamak gerekmektedir.   

     Bu nedenlerle TCMB özerk çalışması istenmektedir; özerk çalışması da ekonomi biliminin kurallarına ve bu konuda yasalara uymak anlamına gelmektedir.

     Ekonomi biliminin akademisyen kurmayları bir sıkı, bir gevşek uygulanan para politikaları nedeni ile makro dengeler sağlanması konusunda zamanlamaya uyulmadığını; teşhisteki hataların uygulamada sonuç vermediği ve süreci uzattığı görüşündeler.

     Bu görüşe sizlerde katılır mısınız?

     Yanlış ekonomi politikalarının uygulanması ile ve uzun süren ekonomik krizlerin odağında bu kez de cari açıklar ve bütçe açıkları vardır; tekrar ikiz açık sorunu nüksetmiştir. İkiz açık, bütçe açığı ile cari işlemler açığının (dış ticaret ve transferler dengesi) aynı anda büyüme sorunudur. Bu süreç makroekonomik dengesizliği simgeler; genellikle iç talep artışının ithalatı patlatarak dış açığı, kamu harcamalarının da bütçe açığını artırması ile oluşur.

     İkiz açık nedir?

     İkiz açık hipotezi; bütçe açığında bir puanlık artışın cari açığı kısa sürede 0.18 puan yükselttiğini gösteren iktisatçı Keynesyen yaklaşımıdır. Türkiye’de 1974-2005 yılları arasındaki verilerle bu hipotez doğrulanmıştır. Ayrıca, ikiz açık ile ilişkili olarak tasarruf açığı (özel kesim açığı) ile makroekonomik dengeler daha da kötüleşir; bu nedenler ile Türkiye’nin tasarruf açığı da yüksektir.

     Üçüz açıklar ekonomiyi nasıl etkilemektedir?

     Döviz kuru baskısı ve enflasyon; ithalatı artırır ve Tl’yi değersizleştirir.

     Borçlanma bağımlılığı; Dış finansman ihtiyacı artar ve FED (Amerikan Merkez B.) ve ECB (Avrupa Merkez B.) politikalarına endeksli kalınır.

     Kriz riski; sürekli açıklar istikrarsızlığa yol açar; 2001, 2008 ve 2017’den sonraki süreç.

     Ekonomik büyüme dönemlerinde sorun büyür; (İthalata dayalı genişleme); mali disiplini bozar; yatırımlar ertelenir. Teknoloji yatırımları gerçekleşmez.

     Dezenflasyon süreci makroekonomik dengeleri, bir diğer açıdan mali disiplini sağlamayı amaçlamaktadır; alınan önlemlerle 2023-2025 arasındaki makroekonomik dengeler nasıl sağlanmaya çalışılmış?

2023 yılı enflasyon yüzde 64/ ekonomik büyüme yüzde 5.1/ 108 milyar dolar cari açık/ GSYİH’ ya oranı -3.7 yüksek/ İhracat büyüme yüzde 5/ İthalatta büyüme yüzde 10.

2024 yılı enflasyon yüzde 44.4/ ekonomik büyüme yüzde 3.3/ 25 milyar dolar cari açık/ GSYİH’ya oranı yüzde 0.8.

2025 yılı enflasyon yüzde 31/ ekonomik büyüme yüzde 3.8/ 32 milyar dolar cari açık/ GSYİH’ya oranı yüzde 1.1/ ihracatta büyüme yüzde 10/ ithalatta büyüme yüzde 6.

     2026 yılı nasıl geçecek?

     Faiz indirimi yüzde 30’a inerse ithalatı hızlandırabilir; hedef cari fazla vermek! Yüzde 0.5 makul. Ancak yerli enerji kaynakları üretimi için reform; Ar-Ge için kaynak aktarımı gerekli.

     Sonuç itibariyle dezenflasyon politikaları ekonomik büyümeyi küçülterek devam edecek gibi! TCMB 2026 için ekonomik büyüme tahmini yüzde 3.8 olacağı istikametinde; enflasyon hedeflemesinde ise oranın yüzde 15-21 bandını işaret etmektedir. Sizce bu hedefler gerçekleşecek mi? IMF’ye göre enflasyon tahmini yüzde 26.

     Ekonomi politikalarında başarı genellikle büyüme, enflasyonun düşüşü, istihdam artışı ve kişi başına düşen gelir unsuru ile ölçülmektedir. Başarı henüz gözükmemektedir; ancak adımlar atılmıştır.