Ketojenik diyetin mikrobiyota ile ilişkisi ve otizmliye yararı
Otizm semptomlarının (belirti) hafifletilmesi için hastaların enerji metabolizmasını düzenlemek ve iltihabi (inflamatuar sürecini) mekanizmaları azaltmak üzerine ketojenik diyet; yani karbonhidrat alımı ciddi bir şekilde sınırlanması ile başlatılır.
Otistik olduğu anlaşılan çocuğun bozulmuş olan bağırsak duvarının gelişimi için zaman kazanılması düşünülmektedir! Bağırsak sızıntısı bu süreçlerde başarı sağlanabilirse ancak önlenebilmesi mümkün olunabilecektir! Mikrobiyota dengesinin kurulması amaçlanmaktadır!
Bu durumda bağırsak duvarının mimarı hangi bakteridir? Diyet ile aktif olması ne anlama gelecektir?
Otistik çocuğun sindirim sorunları içinde bulunduğunu ve sindirimi kolay gıdaların seçilmesi gerektiğini artık biliyoruz ve anlıyoruz! Sindirim sorunlarına yol açan; bağırsak sızıntısına neden olan ve engelleyen diğer bakteri ailelerinin de işlevlerini bilmek, anlamak gerekiyor mu? Gerekiyor! Kesinlikle evet!
Bağırsak florasında bulunan bakterilerin yüzde 90’nından fazlasını oluşturan iki dominant, baskın bakteri ailelerinden Firmucute ve Bakterioides oran olarak denge bozulmaktadır. Bu bakteri ailelerinde denge bozulduğunda, sindirilmemiş gıda bileşenlerini parçalayamamakta; insan vücuduna ek enerji kaynağı olarak kısa zincirli karbonhidratların ve yağ asitlerinden yararlanma kapasitesi düşmektedir. Enerji kaynağının değiştirilmesi düşünülmektedir!
Bu iki bakteri ailesinin oranı insan vücut ağırlığı ile yakın bir ilişkisi vardır. Özellikle Firmucutların artışı, karbonhidratların bağırsak mukozası tarafından daha fazla emilmesi anlamını taşıyacaktır. Otizmli bireyin metabolizmasında bağırsak duvarı gelişimini tamamlamadığından bağırsak sızıntısı süreklidir; inflamatuar süreçleri; enterik sinir sistemi üzerinden kan beyin bariyerlerinin geçilmesi sureti ile beynin sağlıklı çalışmasını engellemesi söz konusu olacaktır.
Otizmli çocuğun, daha sonra yaş alırken; bağırsak duvarının sağlıklı olması önem kazanmaktadır. Otizmli birey bağırsak duvarının gelişimini ne zaman ve nasıl sağlayacaktır? Ketojenik diyet devreye girdiğinde hangi bakteri sağlıklı olma sürecinin başlamasında önemli rol üstlenebilecektir? Otizmli bireyler - çocuklar hayata 3-0 yenik başlamaktadırlar! Birincisi; annenin gebelik sürecinde fetüste az veya çok hasar oluşmakta; ikincisi; bağırsak duvarı gelişimini tamamlayamadığı için sindirim sorunları yaşamakta; üçüncüsü ise; bağırsak sızıntısını bağışıklık tepkimesi ile karşılaşarak beynin gelişimi, onarımı; plastisiteye fırsat; imkan verilememektedir.
Bağırsak duvarı tamircisi; Akkermensia Muciniphila
Akkermansia bakterisi bebeklere ilk önce anne sütünden geçtiği yapılan araştırmalarda ortaya konulmuştur. Kendisine stratejik bir anlam da yüklenmiştir; çünkü bağırsak dokusu mukozasının, bağırsak duvarının gelişimini ve geçirmezliğini sağlamlaştırarak bariyer oluşturmasıdır; bu başarılı görev ile; ağır metalleri, toksik ve zararlı kimyasalların kana geçmesi önlenmektedir; bağışıklık tepkimesi olarak başlayan otoimmün sistemi hastalıklara da kapıyı kapatmaktadır. (wikipedia.org)
Ketojenik diyetle; bu bakterinin çoğalması ile birlikte bir nörosimetter olan GABA’nın temel bileşeni olarak sinir hücreleri arasında taşıyıcı rol oynamaktadır ayrıca.
Ürettiği kısa zincirli yağ asitlerinden olan butirik asit, musin sentezine destek vererek mukozanın yenilenmesinde de aktif rol üstlenmektedir. Bütirik asit, hayvansal ve bitkisel yağların esterlerinde bulunan dört karbonlu düz kısa zincirli bir yağ asidi. (SCFA) Bütirik asit bu diyetle ve bakterilerin yardımı ile bağırsak sistemi için önemli bir enerji kaynağı üretmekte; liflerin ve sağlıklı yağların önde bulunduğu süreçte oluşmakta. (Tereyağ, koyun yoğurdu ve lahana turşusu gibi fermente gıdalar da diyetin bir parçası olmakta.)
Diğer yararları da şöyledir:
Anti-inflamatuar moleküllerinin üretilmesini ve inflamasyonun azalmasını destekler. Fare modellerinde; kan lipit seviyelerini, kilo kaybını, yağ dokusu iltihabını ve insülin direncini düşürmede etkili olduğu anlaşılmıştır.
Hangi hastalıklarda bu bakteri düşüktür?
Ülseratif kolit, crohn gibi bağırsak inflamatuar hastalıklar; diyabet, hipertansiyon ve obez olan bireylerde Akkermansia M, miktarı sağlıklı bireylere kıyasla daha düşüktür. (livetobloom.com)
Sevindirici olan şu ki; besin desteği olarak bu bakterinin bebek mamalarına katılacak formatta üretimi 2025 yılında yapılmış piyasaya sürülmüştür; umarım katı yiyecekler ile beslenemeyen bebeklere yardımcı olur! Annelerin bilinci ve diyetisyenin beslenme takvimi de önem kazanmaktadır.
Ketejonik diyet bağırsak mikrobiyotasında Bifidobacterium gibi anneden az olarak geçen bakterilerin de artışını sağlar; zararlı bakterilerinin sayısını ise azaltır.
Mikrobiyota dengesinin sağlanması bağırsak ve beyin bariyerlerini güçlendirir. Merkezi sinir sistemini olumlu bir şekilde etkiler.
Bakterilerin karmaşık görevleri vardır; kendi aralarındaki görev iletişimi, hem de bağışıklık sistemi üzerinde!
Bifidobacterium bakterisinin anneden az olarak aktarılması otizm semptomlarına yansımaktadır. Nasıl yansımaktadır? Bu bakteri ailesi, bağırsak florasında iltihap önleyici (anti-inflamatuar) etkide bulunur; sızdırmaya engel olur. Miktarı az olduğunda; bağışıklık sisteminde inflamasyonu başlatan sitokinlerin artmasına, bağışıklık hücrelerinin aşırı ve yetersiz yanıt vermesine ve dolayısı ile bağışıklık dengesinin bozulmasına yol açabilir!
Bifidobacterium kolonun (kalın bağırsağın) korucusu ve kollayıcısı aktörlerindendir; eksikliği kolon kanseri riskini artırabilmektedir!
Bifidobacterium otoimmün arasında ilişki:
. Düzenleyici T hücreleri (Treg):
Bu bakteri ailesi Treg hücrelerinin farklılaşmasını ve fonksiyonunu (görev) destekler. Yani; T hücreleri; tregler bağışıklık sisteminin tepkisini kontrol etmeye yardımcı olur. T lenfositler, bağışıklık sisteminin adaptif yanıtında görev alan; timusta oluşan beyaz kan hücreleridir. Bu bakterinin yardımı eksildiğinde anti-inflamatuar etkisi azalabilir.
. Makrofaj ve dentrit hücreler:
Bu bakteriler, makrofaj ve dentrit hücreleri uyararak bağışıklık cevabını düzenler; eksikliği inflamasyona yol açar. Makrofaj; bağışıklık sisteminin bir hücresidir ve temel görevi vücuttaki mikropları ve patojenleri temizler. Dendrit hücreler ise; kemik iliğinde farklılaşmış hücre ailesi; uzun örümceksi sitoplazmik uzantılara sahiptir; tüm dokularda bulunur.
. Stokin üretimi hücreleri:
Bu bakteri ailesinin varlığı yeterli miktarlarda dengesinin korunması; İL-10 gibi anti-inflamatuar stokinlerin üretimi artarken; eksikliğinde TNF a ve İL-6 gibi pro-inflamatuar sitokinleri artar.
Sonuç itibariyle; sürece; tek bakteri eksikliği üzerinden bakmak hatalı olabilir; bağırsak bakteri aileleri arasında dengesizlik; disbiyosiz sadece otizmli bireylerde değil; diğer otoimmün rahatsızlıklarında da hastalıklara neden olabilmektedir; otizmli bireyde ise fetüste oluşan mutasyonun yanında disbiyosiz etkisi davranış problemleri, sosyal iletişim güçlükleri ve bilişsel sorunlar ve ayrıca gastrointestinal (mide-bağırsak) sıkıntılar belirgin hale gelmektedir.
Ketojenik diyet enerji kaynağının değiştirilmesi ile bu sağlık sorunlarının üstesinden gelinebileceği iddia edilmektedir! Bu durumda sistemin nasıl çalıştığı da önem kazanmaktadır.