Otistik çocuk, annenin sağlığı ve gen aktarımı
Bilim insanları ve konunun uzmanları çok uzun yıllara yayılan araştırmalarında otistik çocuk dünyaya getiren ebeveynlerin; özellikle annelerin hamilelik öncesi ve lohusalık dönemlerinde geçirdiği hastalıklara; nasıl beslendiklerine; ilaç kullanmış iseler hangi ilaçları aldıklarına kadar detaylı; ayrıntılı bir analiz yapma ihtiyacını hissettiler.
Neden bu ihtiyacı hissettiler?
Lohusalığın belli aylarında bazı genler mutasyona mı uğruyordu?
Mutasyona uğruyor ise; neden olan faktörler ne olabilirdi?
Otizmli metabolizmanın ortaya çıkmasıyla ne gibi reaksiyonlar görülüyordu?
Bilim insanları yaptıkları araştırmalarda lohusalığın belli aylarında gen mutasyonlarının otizmin nedenleri arasında olduğu konusunda dikkatleri çekmektedirler.
Otizmli fetüste genlerin rolü; lohusalığın 4-6 aylık dönemi (ikinci trimester; gebeliğin üç aylık dönemlere bölünmesi) neden önemli idi?
Nörogelişimsel bozukluğun temel etiyolojisinde genlerin önemli rolü vardır. Özellikle 4-6 aylık dönemde beyin hızlı büyüme ve sinaptik (nöronlar; sinir hücreleri) bağlantıların oluşmaya başladığı hassas bir gelişim evresi ve dönemidir; genetik mutasyonlar bu süreçte kalıcı hasarlara neden olabilmektedir. Bu dönemde fetüsün beyin gelişimi dış etkenlere (stres, epigenetik değişiklikler) duyarlıdır; gen ekspresyonu kalıcı olarak değişebilir. Erken nöral dallanma farklılıkları burada başlar; otizm riski artıyor anlamı taşır!
Sağlıklı fetüste bu mekanizma nasıl işliyordu?
Gebeliğin 4-6. aylarında fetal beyin gelişimi nörogenez, sinaptik bağlantı ve kortikal katmanlaşma gibi süreçlerde belirli genlerin ekspresyonu ile ilerler. Bu dönemde NGN3 (neurogenin 3) ve klf 4 (kruppepellice factor) gibi transkripsiyon faktörleri fare modellerinde fetal gelişiminde çok önemli roller üstlendiği izlenmiştir. Bazı dış faktörlerin olumsuz ve sağlıksız etkileşimi ve otizm riski ilişkisinden önce genler bu evrede aktiftir. Örneğin NRXN1, NLGN3/NLGN4, SAHANK3 isimli genler snaptik plastisiteyi; (sinir hücreleri arasında iletişim kurma ve sürdürme; hücreler arasında bağ kurmayı artırma) düzenler.
Genetik etkiler:
Otizm hastalığı konusunda erkek çocuklar, kız çocuklarından neden daha yüksek risk taşımaktadırlar?
Hangi genler dış faktörlerden daha çok etkilenip; mutasyona uğrayarak otizm riskini artırabilmektedir?
Otizm Spektrum Bozukluğu (OSB) olarak ifade edilen bu hastalık birkaç genin değil, mutasyona uğramış yüzlerce minik gen ile ilişkili olabileceği üzerinde durulmaktadır; 300’den fazla genin bu süreç ile ilgisi ve ilişkisinin olduğu saptanmıştır.
‘’Yüksek Etkili ‘’ genler mutasyona uğrayarak OSB riskini artırmaktadırlar; o genlerin bazıları şunlardır:
SHANK3:
Snaps iskelet proteinini kodlar; özellikle Phelan- Mc Dermid sendromunda; PMS - SHANK3 geni arasındaki ilişkide yeni doğan hipotonisinde görülen deklasyonlarla; yani; düşük kas dokusunun meydana geldiği mevkideki kromozom anamolisi; (organın ya da dokunun bozukluğu) ile birlikte OSB, dil gecikmesi ve hipotoni semptomları (belirtileri) ile ilişkilendirilmiştir.
NLGN3 ve NLGN4 (Nörologin ¾):
Neuroksin-neurolligin sisteminin; snaptik diyaloğun; bir snapsın oluşumu için izlediği tıbbi yollar postsinaptik bileşenleridir. Özellikle X kromozomundaki NLG ¾ mutasyonları erkek çocuklarda OSB (Otistik Spektrum Bozukluğu) ile ilişkilendirilmiştir.
NRXN1 (neurexin 1):
Nöronlar arası bağlantı için önemli olan hücre - yüzey proteinini kodlar; delesyon; genetik bir kromozomun kopması ile oluşan anomali veya nadir varyantlar, OSB vakalarının bir kısmından sorumlu tutulabilmektedir. Bu delesyonlar OSB vakalarında yüzde 1-2 oranında görülür.
PTCHD1: (X kromozomu)
X kromozomunda; erkek OSB vakalarında yüzde 1’lik mutasyon görülebilmekte; gelişim riski taşımaktadır; dikkat eksikliği ve zihinsel yetersizlikle ilişkilendirilmiştir.
MECP2, FMR1, TSC1/TSC2, PTEN:
Sendromik tablolar; birçok hastalık etkenini eşzamanlı olarak araştırmak sureti ile belirli bir bozukluğu gösteren belirti ve bulguların tamamı ile ilişkili olarak bilinir; bu sendromların; belirli bir bozukluğu gösteren bulguların tanımının önemli bir kısmında OSB belirtilerine rastlanmıştır.
Otizm Spektrum Bozukluğu (OSB) güçlü bir genetik; kalıtımsal özelliğe sahip olduğunu göstermektedir. Bir aile üyesinde varsa, evlilikler sonrası doğan aile bireylerinin de bu rahatsızlığa yakalanma riski daha yüksek olma olasılığı taşımaktadır.
Annenin (ebeveynin) gebelik sürecinde özellikle 4-6 aylık döneminde gen mutasyonuna neden olan dış faktörlerin (annenin, ebeveynin sağlığı, beslenmesi ve bağışıklık sistemi; mikrobiyota dengesi) de bilinmesi gerekmektedir. Bu nedenleri bilim insanları şu şekilde sıralamaktadır:
. Annenin gebeliğinin 4. ve 6. aylarında (2. Trimester) geçirdiği enfeksiyonlar ve kullandığı ilaçlar.
. Annenin başta civa ve kurşun olmak üzere ağır metallere; tarım ilaçlarına, beslenme yolu ile maruz kalması. Sigara içmesi (pasif içicilik ), alkol alması; dolayısı ile bağışıklık sisteminin zayıf olması.
. Çok çocuklu ailelerde doğumlar arasındaki sürenin 18 aydan düşük; 60 aydan uzun süre olması.
. Annenin çok küçük yaşta; babanın ise yaş farkının yüksek olması.
. Erken doğum; 35 haftadan önce.
. Doğum sırasında yaşanabilen hijyen sorunları.
. Annede otoimmün hastalıklar.
Sonuç itibariyle; tek bir nedene dayanmamakla ve tek bir tedavi yöntemi olmamakla birlikte; ömür boyu sürecek bu ilişkide ebeveyn, sağlık sistemi ve otizm ile ilgili sivil toplum kuruluşları; erken, yoğun ve sürekli bir eğitim için koordineli bir çalışma sürdürmelidirler. Sürdürülebiliyor mu? Sürdürülebildiği vakit annenin gebelikte gen mutasyonu; semptomlar ancak bu süreçteki bilimsel çalışmalar ile hafifletilmesi ve önlenmesi beklenmelidir. Çünkü ağır, yıpratıcı tedavide yol ve yöntemlerin uygulamasında gecikmelerin ebeveynleri depresyona, anksiyete gibi psikolojik sorunlara sürükleyerek tedavideki hedefleri aksatabilmektedir!
Ebeveynleri ile birlikte otizmli çocukların da mutlu olmaya hakları vardır!