Ketojenik diyet, otizm ve mitokondriler

     Otizmli bir bireyde mitokondriler neden çalışmaz?

     Yüzde 95 bağırsak sorunları olan bu bireylerin, hem bakteri dengesini sağlamak, hem de mitokondrileri aktif hale getirebilmek için hangi beslenme diyeti tercih edilir ve uygundur?

     Mitokondriler nedir ve ne iş yapar?

     Besin maddelerinin alınmasından sonra bu gıdaların hücre için kullanılabilir enerjiyi ortaya çıkarıp; parçalama işleminden sonra kimyasal moleküllere dönüşmesine yardımcı olan organeller; hücreler; Mitokondriler ne iş yapar? Hücrelerin biyokimyasal süreçlerini desteklemek için ihtiyaç duyduğu enerjiyi üretir; enerji santralleri! Mitokondriler daha çok kaslarda, karaciğerde, böbreklerde ve beyinde bulunur. Mitokondrilerin iyi çalışabilmesi için; doğru nefes almayı, kalori kısıtlamasını ve egzersizi gerekli kılar.

     Mitokondrilerin iyi çalışmamasının nedenleri:

  1. Mitokondriyal elektron taşıma zinciri komplekslerinde azalma; gen yapısında bozulma, oksidatif stres ve DNA hasarı.
  2. Genetik mutasyonlar ve çevresel toksinler
  3. Oksidatif stres yaşanması sürecinde privat dehidrojenez eksikliği; metabolik ve nörolajik bileşenlerin metabolizmada klinik belirti vermesi sonucu oluşan rahatsızlık; nörolojik bozukluk.

     Mitokondriyal disfonksiyon; mitokondrilerin normal fonksiyonlarını (görevlerini) yerine getirememesi durumu meydana gelmektedir; enerji üretimini, reaktif oksijen türlerinin dengede olmasını (ROS), ve hücresel homeostaziyi aksatır; hücreler gelişmekte olan anormalliklere karşı kendi kendini koruyamaz!

     Ketojenik diyet:

     Beyinde enerji üretimi:

     Otizmli bir bireyde seçilecek diyet ile; bilim insanlarına göre başta mitokondrilerin aktif hale getirilmesi, zararlı (inflamasyona neden olan) bakterileri, yararlı bakteriler ile dengeleyerek sızan bağırsağın tamiri ve kan beyin bariyerlerinin istenmeyen atıkların geçişinin engellenmesi amaçlanmaktadır.

     Hem otizmli bireyler için hem de otoimmün sistemden kaynaklı hastalıklar için; hiç olmaz ise ilk başta kontrolü ve denetimi için seçilmesi gereken diyet ketojenik diyettir.

     Karaciğer tarafından üretilmesi istenen keton maddesinin beyinde enerji kaynağı yaratabilmesi için; diyet tabağında düşük karbonhidrat, yüksek yağ ve az proteinden oluşan bir menünün seçilmesi istenmekte; ketojenik diyet. Mitokondri işlevleri üzerinde etkili olan bu beslenme diyeti; beynin eksitasyon (uyarma) / inhibasyon dengesini sağladığı düşünülmektedir. Otizmli fareler üzerinde yapılan modellerde diyetin etkin olduğu konusunda çok sayıda araştırma var. (Tabouy ve ark. 2018 Ruskin ve ark 2017)

     Ketojenik diyette sağlanması istenen oksidasyon / inhibasyon dengesi ne demek; bu denge nasıl sağlanıyor?

     Bu diyet sinir sistemi hücreleri arasındaki uyarıcı (eksitatör) ve engelleyici (inhibitör) sinyallerin dengede tutulması anlamına geliyor. Bu denge neden önemlidir? Denge özellikle beyin fonksiyonları ve nörolojik hastalıkların kontrolünde avantaj sağlar. Bu avantajı beynin sağlıklı çalışmasına atılabilecek ilk adım olarak saymak mümkün.

     Bu diyet süreci nasıl başlatmaktadır?

     Bu diyet, glutamat (eksitatör) ve GABA (inhibitör) nörosmitterlerinin dengesini düzenleyerek beyinde meydana gelen aşırı uyarıcı aktiviteyi azaltır ve inhibitör uyarıcıyı artırır. Otizmli bireyde glutamat fazlalığı ne anlama gelmektedir. Beyinde en yaygın uyarıcı (eksitatör) nörotransmitter olan glutamatın aşırı birikimi; sinir hücrelerinin aşırı uyarılması ve nöron hasarı (eksitoksisite) anlamına gelir. Bu süreç sinir hücrelerinin aşırı uyarılması ile davranışsal sorunlara; denetimsiz duygulara, nöbet ataklara ve bilişsel bozukluklara neden olabilir!

     Bu diyette keton cisimcikleri enerji kaynağı olarak yerini alırken; beyin kimyasında GABA üretimi artar; glutamat aktivitesi azalır; bu durum metabolizmada oluşan reaksiyonlar beyin aktivitesindeki aşırı uyarılmayı dengeler!

     Otizmli bireyde GABA eksikliği neden oluşur?

     Bu rahatsızlık oluşan bireylerde malasorbsiyon sendrom söz konusu. Bu sendromdan ne anlam çıkarmalıyız? Bu bireylerin nasıl beslendiklerine dikkatlerimizi çevirmeliyiz; bazı gıdaların alınmasında besinlerin bir şekilde sindirimi ve emilmesi esnasında bozukluklar meydana gelmektedir. Sindirim bozukluğu bakteri dengesizliği kaynaklı olabilir. Zararlıdan yana olan bakterilerin de toksik kimyasallar üretmesi söz konusu. Metabolizmada oluşan bu aksaklık bağırsak sızıntısına davetiye çıkarması da akla gelmeli! Otizmli bireyler beslenme diyetinde seçici olmak zorundalar! Hatta; otoimmün sistemi hassasiyeti olan bütün bireyler için de bu geçerli. Bazı meyve ve sebzeler, glüten (buğday proteini), kazein (süt proteini) içeren gıdalar beslenme diyetinden çıkarılır. Kitabımda bu süreci detaylı bir şekilde anlatıyorum; bakteri dengesizliği söz konusudur; bu gıdaların sindirimi zorlaşır. Vitamin, mineral ve eser elementlerin azalmasına neden olur. Bu durum glutamat birikimini de artırabilmektedir. Bu gıdaların alınmasında ısrar edilirse; ketojenik diyette zaman zaman devrede olmaz ise GABA eksikliği ve dengesizliği oluşacaktır. Beyinde ne gibi reaksiyonlara sebep olabilecektir? Başta hiperaktivite, anksiyete ve asosyal kişiliğe dönüşme gibi sorunlar görülebilir!

     Sindirim sorunu yaratan her gıda çıkarıldıktan sonra; ketojenik diyetin etkisi ile mitokondrilerin görev alanlarının desteklenmesi sonucu; GABA sentezi artarak; -vitamin-mineral eksiklikleri; B6, Magnezyum, çinko ve D vitamin hormon da tamamlanarak- ve glutamat aktivasyonu da azalması sureti ile denge oluşuyor demektir!

     Sonuç olarak; bu dengenin sağlanması ile otizmli bireyde, davranış semptonlarında; tekrarlayıcı davranışlarda azalma, bilişsel iyileşme ve emesyonel stabilite yani; duygusal istikrar; kötü ve sıkıntı verici duyguların kontrol altına alınabildiği görülebilecektir.