Otizm beyin inflamasyonu hastalığı

     Gebelikte fetüsün hasar gördüğü; bağışıklık sistemi ile mikrobiyota arasında iletişimin iyi gitmediği, koptuğu; başta mitokondriler ile başlayan aksaklıklar ile birlikte dikkat eksikliği, odaklanamama ve göz teması kuramama ile karakterize olan davranış bozukluğu ve ilerleyen zihinsel yetersizlikler gibi nöropskolojik sorunların ortaya çıktığı bir süreç; beyin işlev bozukluğu; dozajı düşük olsa da beyinde kronik inflamasyonun oluşması.

     Kısaca; bilişsel, davranışsal, iletişim bozuklukları ile karakterize edilen karmaşık nörogelişimsel bir durum. (Dr. Torencher- Oldenburg ve Bilim insanları)

     Bilim insanları ve uzmanların bu tanımlama ile ifade etmeye çalıştıkları otizm hastalığına henüz tam olarak çare bulamadılar. 1940’lı yıllarda teşhisi konan ve 85 yılı aşan bir sürede gözlemlenen bu hastalık hakkında hem Türkiye’de hem de Dünya’da neden-sonuç ilişkisi aranan; hala neticeye ulaşılamayan nadir hastalıklardan biri haline geldi. Ancak; otizmli bireylerin hayata ortak edilmelerini sağlayan tedavide ve teşhisteki gelişmelerin anlaşılması ve uygulama sonuçları sevindirici; hem ebeveyn bilinci, hem de sağlık sistemindeki gelişmeler bu umudu canlı tutmaktadır. Üzüntü kaynağı olmaya devam etmesinin nedeni de bu hastalığın her geçen yıla göre devamlı artış göstermesi. Nedeni ise; çevresel kirliliğin ve gıda zincirine ultra katkı maddelerinin eklenmesi ve ağır metallerin toksik yükü artıran beslenme alışkanlığında henüz o beklenen bilinç düzeyinde olamayışımızdır!

       ABD’de 2000’li yıllarda 150 çocuktan birine otizm teşhisi konuyordu. 2021’de bu sayı 31 kişide 1 kişiye indi. Türkiye’de ise 2000’li yıllarda 2500 kişide bir kişiye otizm teşhisi konurken 2023 yılında 33 çocuktan 1’ine teşhis konulmaya başlandı. Dünyada 60 milyonun üzerinde otizmli bireyin olduğu bildirilmektedir.

     Türkiye’de 2 milyonun üzerinde otizmli birey ve bu durumdan etkilenen 8 milyona yakın aile bireyi; 0-18 yaş arası 700 bine yakın genç var. Bu gençlerin ancak 42 binine eğitim verilebiliyor. Sadece ve sadece 100 civarı otizmli birey işgücünde istihdam edilmekte. (Tohumotizm.Org)

     Otizmin nedeni çevresel mi; genetik mi?

     Bilim insanlarına göre, genetik (mikrobiyomun gen yapısı) bazı faktörlerin yanında; çevresel toksinler; ağır metaller, peptisitler ve ebeveyn sağlığı gibi nedensel faktörler araştırmalara konu olmaya devam etmektedir.

     Hastalığın başlangıç noktası; yeni doğan bebeğin mikrobiyota dengesinin çok bozuk oluşudur. Anneden alınan bakterilerin çoğunluğu sağlıksızdır; bu mikroplar sürekli inflamatuvar süreci beslemektedir. Toksik kimyasalların üretimi ve fazlalığı; bağırsak duvarının henüz gelişim safhasında olmasından dolayı; bağırsak sızdırmasına neden olmaktadır. Dolayısı ile hem bağırsak florasında; hem de beyinde bulunan bariyerlerin aşılması ile beynin sağlıklı çalışması olumsuz etkilenmektedir.

     Bu süreçte metabolizmalarda gelişen düşük derecede inflamasyon beyin fonksiyonlarını zayıflatabiliyor. Bu gelişimsel sorunlar ortaya çıkabiliyor. Bu nedenler; otizmi, genetik yatkınlık ile çevresel toksik yükün etkileştiği ve birleşime girdiği ortamda beslemektedir. (Dr. Goh, 2025)

     Otizmli bireyde yaşanan bu sağlıksız, olumsuz döngü nasıl önlenebilecek?

     Annenin sağlığı (Beslenmesi ve hastalıkları) ne durumda; ve doğum sırasında hangi zararlı ve sağlıksız bakterileri bebeğine aktarmaktadır?

     Otizmin semptomlarını (belirti) hafifleten ve bireyi hayattan koparmayan bir beslenme diyeti var mı, uygulanıyor mu ve sonuçları nedir?

     Otizmli bir bireyde davranışlar:

     Otizmli bir çocuğa doğumundan sonraki ilk üç yılında teşhisi konulabilmektedir. Jack Gilbert’in oğlu otistik bir çocuk! Jack Gilbert ve arkadaşı Rob Knıght ile birlikte kaleme aldıkları; Bırak Kirlensin, Mikropların çocuğunuzun bağışıklık sisteminin güçlenmesine faydası isimli kitabında; ‘’Mikrobiyom çocuğumun otizmini nasıl etkiliyor?’’ ara başlığında; otizmli bireyi anlama adına önemli bilgiler vermekte:

     ‘’Otistik bir oğlan babası olarak Jack’in bu konuya bakış açısı benzersizdir. Oğlu Dylan, yüksek fonksiyonlu bir otizme sahip ve her ne kadar kavramlar ve bağlamlar konusunda biraz güçlük çekse de hâlâ arkadaşları olan, insanlar ile birlikte olmayı seven, mutlu bir çocuk. Fakat bazen de insanlar ile birlikte olmayı sevmiyor. Pek çok açıdan çok normal ama bazen yaratmış olduğumuz topluma uyum göstermekte zorlanıyorlar.’’

     Otizm Spektrom Bozukluğu; her otizmli çocukta aynı ve bir olmayan davranış durumları; gelişim rahatsızlığı! Rob, otizmli bireyin içinde bulunduğu durumu, daha ayrıntılara girerek bize şu şekilde aktarmaktadır:

     ‘’Spektrumdaki pek çok otistik çocuk düşündüğümüzden çok daha ‘normal’dir. Okulda iyidir, büyüyüp aşık olurlar, işe girerler ve toplumun son derece üretken bireyleridirler. Daha alt düzeyde, spektrumun son derece daha şiddetli ucunda, başlarını duvara vurabilir, devamlı sallanır, sanki varlıklarını teyit etmek istercesine kollarını çırpar, konuşmaz, göz teması kurmaz ve şiddetli sinir krizleri yaşarlar. Pek çoğu, ishal, kolit ve sızdıran bağırsak sendromu, yani bağırsak duvarı bütünlüğünde bir bozuklukla birlikte, bakteri ve kimyasalların dışarı sızması dahil olmak üzere pek çok gastrolintestinal sorun yaşarlar.’’

     Rob ve Jack’in söyledikleri gibi otizm çok değişken ve analiz yapmayı nerede ise zorlaştıran bir hastalık. Neden? Çünkü otizmli bireylerin yüzde 95’inde bağırsak (mikrobiyota dengesi bozuk; disbiyosiz), sorunları var. Yüzde 75’inde ise bağışıklık sisteminde düzensizlik (sızdıran bağırsak ve bağışıklık tepkisi) hakim. (Hayman, 2025)

     Bağırsak mikrobiyomu ve otizm arasındaki ilişki:

     Uzun yıllar kafa yorarak kitabımda inflamasyon konusunu anlamaya, anlatmaya çalıştım; sorunun püf noktası diyebileceğim husus; gerek bağışıklık sisteminin; gerekse mikrobiyomun birbirleri ile sağlıklı bir şekilde iletişim kurabildiklerinde ancak birey için sağlık üretilmesi söz konusu. Otizmli bireyin metabolizmasında sanki bu iki farklı organın- sistemin-, birbirleri ile ayrışıp; sağlık üretmeleri gerekirken; birbirlerine zarar vermeleri sonucu bütün vücudu; sistemi (beyin; mitokondriler) arıza durumuna getirmektedirler; sorunun kaynağı burada! Annenin ve doğumdan sonra geçen üç yıl içinde otizmli çocuğun,  sağlık sisteminin anlaşılmazlık ve iletişimsizlikten kaynaklı ne kadar çok acı çektiklerini tahmin etmek zor olamasa gerek!

     Araştırmalarda bilim insanları otistik bireyin sağlık sorununun kaynağında; ‘’ mikrobiyom ve çeşitli bağırsak genleri arasında bağlantı’’’ ve mikrobiyom diyet bağlantısı’’ arasındaki ilişkiyi ortaya koydular. Bu süreçte oluşan reaksiyonların beyin sinyalleri için anahtar görevi yapan nörolojik yollara nörosmitterlere bağlanabildiğini gördüler. (Dr. Jamie ve Mortan ve ark. 2023) Değişen mikrobiyom ve otizm arasında istatistiksel bir korelasyon (ilgi, ilinti) olduğu anlaşıldı ancak nedensellik yönü hala net değil! (John Spino, 2023)