İş Dünyası Yapay Zekâ Teknolojisine Nasıl Bakıyor?
Türk iş insanının yapay zekâ ile ilgili algısı genelde olumlu. Kaygılarda var. Yapay zekâyı anlama, anlamlandırma ve yararlanma açısından ilk adımlar atılmakta.
İş insanlarının örgütü TÜSİAD bu konularda bir rapor hazırladı. Dijital Stratejiler ve Yeni Teknolojiler çalışma grubu bünyesinde PWC Türkiye ile işbirliği yapıldı; Yapay Zekâ Devrimi Küresel Etkileri ve Türkiye’nin Konumu, başlığı adı altında.
TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Orhan Turan kamuoyu ile paylaştığı raporda şöyle diyordu:
‘’ Yapay zekâ artık ezber bozan bir teknolojik gelişme olmanın ötesine geçti; küresel rekabetin dinamiklerini kökten dönüştüren bir paradigma haline geldi. Şirketler açısından yapay zekâ destekli çözümler, karar alma süreçlerinden verimliliğe, müşteri deneyiminden, tedarik zinciri yönetimine kadar her alanda dönüşüm yaratır.
Teknolojik dönüşümün doğru yönetilirse refaha, verimliliğe, yaratılan katma değere, beşeri sermayeye, sosyal kalkınmaya olumlu yönde etki edeceğine inanıyoruz.
Türkiye’nin küresel dijital ekonomide güçlü bir konum elde etmesi mümkün. Bu amaçla; teknoloji üretme ve teknolojiyi entegre etme yönünde odaklı yatırım destekleri ve Ar – Ge programlarını önemli görüyoruz.’’ (2025)
Rapora göre 3-5 yıl içerisinde 2030 yılına kadar özel şirketlerin büyük çoğunluğu üretken yapay zekânın sektörleri dönüştürücü etki yaratacağını düşünmekte; Vergi güvenliği, maliyetler ve yapay zekâ kullanımında yetenek eksikliği bu teknolojinin ölçeklenmesinde temel engeller olarak görülmekte.
Turan’ın kamuoyu ile paylaştığı raporun başarıya ulaşma anahtarı nedir? Şansı ne kadar?
Türkiye’nin dijital bir ekonomik konum elde edebilmesi için ne yapması gerekmekte?
Dünyada küresel şirketler 2030 yılına kadar yapay zekâyı kullanmak sureti ile kendi ekonomilerine 15.7 trilyon dolarlık bir katkı sağlamaya hazırlanıyorlar. Türkiye bu pastadan ne kadarını alabilecek?
Elbette ki ülke ekonomilerinin dünyadan pay alabilme kriterleri de var. Bu kriterlerin ne olduğuna geçmeden önce iş dünyasına bütüncül açıdan bakarsak; verimli çalışabilmeleri için siyasal yönetimlerden işlerin hızlandırılması anlamında yapılmasını istedikleri konular ve meseleler var; bakalım.
. Hukuk ve demokrasi
. Enflasyon ve mali politikalar
. Kayıt dışı ile mücadele
. Alınmayan yerlerden vergi alınması
. Kamunun verimliliği ve tasarrufu
. Bütçe disiplini
. Yapısal reformlar
. Adil paylaşım
. İstihdam politikası
İş dünyası için bu kriterler rekabet, verimlilik, yatırım ve istihdam için olmaz ise olmaz noktasında. İş dünyasının bu istekleri ile dünyadan pay alabilme kriterlerinin yerine getirilmesi arasında köprü anlamında bir ilişki var. Nasıl ki uzun atlamada bir atlet önce kendi rekorunu kırabilmesi için çalışmalarında bir önceki uzun atlama rekorunu sürekli yenilemesi gerekmekte ki; rakipleri ile rekabette başarıyı yakalayabilsin! İşte iş dünyası için yöneten siyasetin yukarıdaki işleri halledip teşvik ortamı hazırlamalı ki; iş dünyası küresel dünyada daha iyi bir şekilde rekabete hazırlansınlar ve dünyadan küresel anlamda pay alarak ülkenin zenginleşmesine katkı verebilsinler!
Ne söylemek istiyorum?
Türkiye ekonomisinin dünyadan pay alabilmesi için ekonomik sisteminin rekabet edebilir konumuna getirilmesi gerekmektedir.
Küresel işbirliği için fiyat istikrarını sağlayamayan bir ekonomide rekabet imkânı nasıl sağlanabilecek?
Bir ülkenin kendi kaynaklarını da harekete geçirebilecek teknoloji üretimi ve yatırımı için enflasyonu tek haneli olarak ve sürdürülebilir kılması açısından kaç yıla ihtiyacı var?
Bütçe disiplinini bozan faiz ödemelerinin çok yükseldiği dönemlerden geçerken; Ar-Ge yatırımlarına özel sektör dahil nasıl kaynak aktarılabilecek?
Bu sorulara yanıt veremiyorsak dünyadan Türkiye’nin alabileceği pay sizce ne oranda olabilir? Türkiye’nin dünyadan ekonomik anlamda pay alması ne demektir?
Bir ülkenin dünyadan ekonomik anlamda pay alabilmesi demek; küresel ekonomilerdeki yeri itibariyle etkin ve katkısının hissedilmesi demek.
Türkiye etkin olabilmesi ve katkısını artırabilmesi için şu kriterleri de yerine getirmesi gerekmektedir.
. GSYİH’nın büyüklüğü.
. Teknolojik inovasyon; yüksek teknoloji ürünlerinin ihracatı.
. Yatırım akışları; doğrudan yatırım ve portföy yatırımları.
. Ticaret hacmi; üreten bir ekonomide ihracat fazlası vermek.
. Finansal piyasaların gelişmişliği ve erişilebilirliği.
. Uluslararası küresel işbirlikleri.
Bu kriterlere baktığımızda önde olan güçlü küresel ekonomiler, yapay zekâ teknolojisi de bu süreçte ayrı düşünülemez; dünyadan daha fazla pay almakta; kalkınmalarının ve zengin toplum olmanın odağında da teknoloji ile büyüme yatmaktadır.
İş dünyası, yapay zekânın içinde bulunduğu sanayi 4. devrimine düşünce olarak hazır! Eylem olarak hazır değil!