Ekonomik Büyüme, Pisa - Timss Sonuçları ve Karşılaştırma
Uluslararası sınavlar (Pisa, Timss) aracılığı ile ölçülen test skorları bir ülkenin insan sermayesi kalitesini ve gelecekteki üretkenlik potansiyelini yansıttığı için eğitimin temel dinamikleri arasındadır; ekonomik büyümeye, toplumsal kalkınmaya ve sanayileşmeye katkısı olduğu için.
Politika yapıcılar ve ülkeyi yönetenler ve yönetimlere talip olanlar bu tür uluslararası sınavları eğitim politikalarında değerlendiriyorlar mı? Nasıl değerlendiriyorlar?
Kalkınma açısından ve ekonomik (teknoloji) büyümeye katkı ve destek anlamında bu testlerin önemini kavrıyorlar mı? Farkındalıkları var mı? Farkında iseler uygulama potansiyelleri ve çabaları ne kadar?
Türkiye’de ve uluslararası boyutta yapılmış araştırmalar bu konuda bizlere ne söylemektedir?
Uluslararası test sınavlarının ekonomik büyüme üzerindeki etkisini inceleyen bir çalışmada test skorlarındaki 50 puanlık artışın uzun vadede yüzde 1.2 oranında ekonomik büyümeye katkı yaptığı gösterilmiştir. (Hanushek, Woessmann, 2015)
Bu alanda başarılı olmuş öğrencilerin iş hayatına girmiş bireyler olarak puan oranlarının yüksekliğinden kaynaklı katkısı ile ekonomik büyüme arasında bir korelasyon bulunduğu da anlaşılmıştır. (Applied Economics Letter, 2023)
Ayrıca, eğitim kalitesinin yüksek olduğu ülkelerin Ar-Ge harcamaları, patent üretimi ve kişi başına düşen GSYH gibi göstergelerde de daha başarılı olduğu vurgulanmıştır. (OECD, 2020)
Türkiye’de yapılan bir araştırmaya göre ise Pisa ve Timss sınavlarının eğitim sistemi üzerinde etkileri incelenmiştir. ( 10 Araştırmacı ve Akademisyen grubu, M. A. Ersoy Ünivers. Dergisi, s.52, 2019) Araştırma sonuçlarına göre, sınav sonuçlarının eğitim sistemi üzerinde olumlu yönde bir baskı oluşturmadığı konusunda görüş birliğine varılmış; ancak eğitim politikaları etkileme anlamında herhangi bir görüş birliği sağlanamamış!
Bu araştırmaların sonuçlarına göre test skorları ile ekonomik büyüme arasında olumlu bir ilişki gelişmekte ve geliştirilmektedir. Şematik olarak bu olumlu ilişki sosyo-ekonomik dinamiklere şu şekilde yansımaktadır.
. Test skorlarında başarılı olmak; eğitimin kalitesini, eğitimin kalitesi; insan sermayesinin niteliğini, insan sermayesi de ekonomide teknolojik büyümeye katkı vermektedir.
. Yüksek test skorları daha iyi eğitim almış bireyleri iş gücüne kazandırmaktadır.
. Daha üretken olunurken, yenilik yapma yani, inovasyon kapasitelerine sahip olmaları ile teknolojik gelişmelere de daha hızlı adapte olmaktadırlar.
. Uzun vadede bu durum, teknoloji odaklı ekonomik büyümeye destek verebilmektedir.
. Yüksek test skorları, ülkenin patent üretimi, bilimsel yayın sayısı ve teknolojik ürün ihracatı gibi göstergelerde artışa yol açmaktadır.
Ampirik verilere ve bulgulara bakarak Türkiye ve Japonya’nın karşılaştırılması ve değerlendirilmesi:
Göstergeler Yüksek test skoru Düşük test skoru
olan ülkeler olan ülkeler
-----------------------------------------------------------------------------------
Kişi başına % 2,5 - % 4 % 0,5
GSYİH yıllık (520>) %1,5 (< 450)
Ar-Ge harcaması
GSYH % 2 - % 4 % 0,5 - % 1,5
Patent başvurusu Yüksek Düşük
Teknoloji ihracatı Yüksek Düşük
Kaynak: ( OECD, Dünya Bankası
Hanushek, Woesmann, 2015 )
2023 yılı ve 2019 yılı 8. Sınıf Timss sonuçlarına göre matematikte Türkiye’nin ve Japonya’nın ülkeler sıralamasındaki yerleri:
2023 yılı 2019 yılı
--------------------------------------------
- Singapur 1. Singapur
- Çin Taipoi 2. Tayvan
- Güney Kore 3. Güney Kore
- Japonya 4. Japonya
- Hong Kong 5. Rusya
15. Türkiye (509 p.) 20. Türkiye (498 p.)
Türkiye’nin Ar-Ge harcaması GSYİH’ya oranı % 1.4’tür. Düşük test skoru alan ülkeler sıralamasındadır. Ancak ilk kez 2023 yılında 8. Sınıf Timssde Fen puanını 530 gibi yüksek test skoru elde eden ülkeler sıralamasına yükseltmiştir. Ancak, Türkiye’de yapılan araştırmalara göre bu skorların eğitim sitemine etkisini ortaya koyacak politikalar eğer geliştirilmez ise; Ar-Ge harcamalarının ve kişi başı GSYİH’ya katkısı sınırlı olabilecektir. Dolayısı ile ekonomik; tabii ki yüksek teknoloji ile büyümeye de etkisi sınırlı kalacaktır.
Test skorları, Türkiye’nin ve Japonya’nın ekonomisinin ve teknolojisinin büyümeyesine nasıl yansımış?
. Türkiye’nin patent başvurusu 10.186 (2024). GSYİH’ya oranı yüzde 1.4.
. Japonya’nın patent başvurusu 33.200 (2024) GSYH’ya oranı yüzde 3.15.
. Türkiye Ar-Ge harcaması sıralamasında 29.
. Japonya Ar-Ge harcaması sıralamasında 7.dir. (Euronews.com)
. Ekonomik özgürlükler endeksine göre 176 ülke içinde Türkiye 102. (1. Singapur)
. Ekonomik özgürlükler endeksine göre 176 ülke içinde Japonya 38. sıradadır. (The Heritage Foundation, 2025)
. Japonya’nın yüksek teknoloji ürünlerinin ihracatı toplam GSYİH’sının yaklaşık yüzde 19’unu oluşturmaktadır.
. Türkiye ise yüksek teknoloji ürünlerinin ihracatı GSYİH’sının yüzde 3’ünü geçebilmesi için çaba içerisindedir.
. Japonya 2025 yılı itibariyle 196 ülke arasında 5. büyük ekonomiye sahiptir.
. Türkiye ise 2025 yılı itibariyle yaşadığı kronik enflasyon nedeni ile; (2018-2025) dünya sıralamasında 21. ve 16.ncılık arasında dalgalı bir seyir izlemektedir.
. Japonya’nın 2025 yılı kişi başına düşen milli geliri 33.956 dolardır. Dünya sıralamasında 38.dir.
. Türkiye ise kişi başı milli geliri 16.709 dolardır. Dünya milli gelir sıralamasında 67.dir. (İMF, 2025)
Bu karşılaştırmalı istatistiklerden ve verilerden ne anlamalıyız?
Japonya Türkiye’ye göre kalkınmanın anahtarı olan teknolojiye yani Ar-Ge ve Patent gibi markalaşmaya önem verdiği görülmektedir. Uluslararası test skorlarından da anlaşılacağı gibi bu markalaşma yolculuğuna çıkaracak matematik gibi, fen gibi bilim dallarını ekonomi bilimine etkisi ve katkısı istikametinde başarı bir şekilde uyguladığı anlaşılmaktadır. Ar-Ge’ye yatırım teknolojide verimlilik demektir.
Ar-Ge verimliliği:
Japonya’da 10.000 Ar-Ge personeline düşen patent başvuru sayısı yaklaşık 3941 civarındadır. Bu durum gelişmiş ülkeler arasında oldukça yüksek verimlilik göstergesidir.
Türkiye’de 10.000 Ar-Ge personeline düşen patent sayısı 99.6 civarındadır. Gelişmiş ülkelere göre oldukça düşüktür. Bu süreçlerde Ar-Ge harcamalarının inovatif çıktıya dönüşümü sağlanamamaktadır.
Sonuç itibariyle eğitimin kalitesinin artırılması, teknoloji üretimi ile birlikte ekonomik büyüme için stratejik öneme sahiptir. Politika yapıcılar ve ülke yöneticileri test skorlarını sadece ölçüm için değil, Japonya’nın yaptığı gibi kalkınma aracı olarak değerlendirmektedirler.