Ekonomik büyüme, Yolsuzluk ve Hukuk Sistemi

Yolsuzluk, ekonominin büyümesinde rol alan piyasa aktörlerini ve yönetenleri negatif etkilediği, ekonomik ilişkilerde güvence ortamını sağlaması istenen hukuk sisteminin etkinliğinin azalması ile ortaya çıkan; yasal olmayan kişisel odaklı veya çeteleşerek yürütülmek istenen menfaat ilişkilerinin görüldüğü sürecin adı, kavram, olgu.

     Türkiye’de yolsuzluk endekslerindeki düşüş doğrudan ülkenin iç siyasi ve hukuki dinamiklerine bağlıdır.

     Yolsuzluk nedir?

     Dünya Bankası’na göre kamu gücünün özel menfaatler için kötüye kullanılmasıdır. Buna göre kamu görevlisinin kişisel menfaati için rüşvet istemesi veya kabul etmesi durumunda bir kamu görevi istismar edilmektedir. Sadece ırksal, etnik ve dini gruplar ile ilişkili olmayan yolsuzluk kavramı ülkeden ülkeye, hatta ülkenin bir bölgesinden başka bir bölgesine büyük farklılıklar gösterir. (Worldbank.org/Aralık 2016)

     Yolsuzluk kavramı uluslararası kuruluşların gündemine nasıl girmiştir?

     IMF 1996 yılında bir toplantı yaptı. Finans kuruluşları ve kalkınma birlikleri uzun süredir ele almaktan kaçındıkları yeni bir konuyu; ekonomi içinde başlı başına sorun olmaya başlayan  yolsuzluk meselesini gündemlerine aldılar. Dünya Bankası Başkanı James Wolfensohn yaptığı konuşmada özetle; ekonomik büyüme ile yoksulluk arasındaki nedensellik ilişkisinin yolsuzluklar olduğuna dikkat çekerek ‘’yolsuzluk bir kanserdir. Mücadele edilmelidir .’’ demiştir.

     Dünya Bankası Başkanı’nın söylediklerini basit hipotez olarak düşünürsek; yolsuzluk sebep; yoksulluk sonuç demek oluyordu. Yani; yolsuzluk arttıkça, yoksulluk artacak demekti.

     Peki; yolsuzluğu belirleyen faktörler nelerdir?

     Yolsuzluğun ekonomik belirleyicileri arasında devletin ekonomik ağırlığı, ücretler, ekonomik büyüme, gelir dağılımı, dışa açıklık, ekonomik özgürlük ve enflasyon bulunmaktadır. (Ata, Arvas, 2011)

     Yolsuzluğa yol açan ekonomik nedenler arasında ilk sırada yer alan faktör enflasyondur. Yüksek seyreden ve kronikleşen enflasyon hayat pahalılığını artırarak satın alma gücünü düşürür. Bu durumda yasal olmayan yöntemlere başvurma olasılığı ve oranı yükselmektedir.

     Yüksek ve değişken enflasyon, fiyatların gidişatı hakkında belirsizliği artırarak yatırımları azaltır. Hatta; kamu ve özel sektör borçlanmasının da yükseldiği ve ekonomik büyümeyi düşürdüğü süreçlerde de yolsuzluğun daha da artmasının ortamını hazırlar.

     Ekonomik büyümeyi sınırladığı ve borçlanmayı artırdığı konusunda yapılan araştırmalara bir göz atalım mı?

     Türkiye’de 1995-2012 yılları arasındaki verilere bakılarak ‘’yolsuzluk, ekonomik büyüme’’ ilişkisi incelenmiştir; (Yamamoto nedensellik testi) Değişkenler arasında bütünleşme ilişkisi olmadığı, fakat ekonomik büyümeden yolsuzluklara doğru tek yönlü nedensellik ilişkisi olduğu bulgusu elde edilmiştir. (Beşel ve Savaşan 2014)

     1980-2015 yılları arasında yapılan araştırmalarda da aynı sonuçlara ulaşılmıştır. (Şahin, 2016)

     Sadece yolsuzluklar değil etkileme kanalları da araştırılmıştır. Gelişmiş ve gelişmekte olan 47 ülkede (Regresyon modeli analizi) yolsuzluk endeksinde bir birimlik artışın; yani yolsuzluğun azalmasının ekonomik büyümeyi yüzde 8’e varan bir oranda ve düzeyde artırdığı sonucuna ulaşılmıştır. (Altunç, Yıldırım, 2017)

     Borçlanmaya olan etkisine gelince;

     ( 1970- 2005) yılları arasında demokratik ve gelişmekte olan ülkelerde yapılan araştırmaya göre, yolsuzluğun az olduğu ülkeler yönünden borçlanma ile büyümenin etkisinin olumlu olduğu ve borçlanmadan büyümeye doğru nedensellik ilişkisinin bulunduğu anlaşılmıştır.

     Eğitim düzeyi ve eğitim sistemi de yolsuzluk ve rant kültürünün belirleyici faktörleri arasında yer almakta.

     Beyaz Nokta Vakfı tarafından yapılan çalışmaların sonuçlarına göre, ezbere dayalı eğitim sistemi rüşveti doğuran nedenler sıralamasında yüzde 16 ile ikinci sırada yer almaktadır. Bireyler ‘’köşe dönmeci’’ rant odaklı yatırımlara yönelerek çarpık kentleşmenin, ayrıca küresel iklim krizinin daha fazla hissedildiği yıllara girilirken hassasiyet gösterilmesi gereken ekosistemin de bozulmasına da katkı vermektedirler.

     Yolsuzluğun ekonomik büyümeyi ve borçlanarak büyümeyi olumsuz etkilediği araştırmalar sonucunda ortaya çıkarken; Türkiye’nin yolsuzlukla mücadele konusunda endekslerdeki yerine bakarak nerede ve niçin burada bulunduğunu anlamaya çalışalım:

     Türkiye’nin yolsuzluk algı endeksi puanı 2013’te 50’den 2024’te 34 puana gerilemiştir. 180 ülke arasında 107. sıraya düşmüştür. Bu skor Türkiye’nin kamu sektöründeki yolsuzluğun yüksek algılandığını göstermektedir. 2023 ve 2024 yıllarında 34 puana gerilemesi ile son 20 yılın en düşük seviyesine geldiği anlaşılmaktadır. Nijerya, Tayland ve Brezilya gibi ülkeler ile aynı durumdadır.

     Dünya Bankası verilerine göre Türkiye’nin hukukun üstünlüğü skoru 2023 yılında yaklaşık 0.51 puan olarak raporlanmıştır. Bu skor hukukun üstünlüğü algısının zayıf olduğunu göstermektedir. (Treding ekonomics)

     Dünya Adalet Projesi (worldjustice procekt) 2024 raporunda ise Türkiye 142 ülke arasında 117. Sırada yer almakta ve bölgesel olarak Doğu Avrupa ve Orta Asya ülkeleri arasında sonuncu konumdadır.

     Türkiye özellikle ‘’ hükümet yetkilerinin kısıtlanması’’, ‘’yolsuzluğun olmaması’’ ve ‘’te mel haklar’’ gibi alt kategorilerde düşük puanlar almaktadır. Türkiye’nin en kötü performansı ‘’ceza adaleti’’ alanında gözükmekte. Burada yürütmenin yargı üzerindeki etkisinin çok yüksek olduğu ve bağımsızlığın ciddi bir şekilde zedelendiği belirtilmektedir. Bu durum 2013’te başlayan yolsuzluk soruşturmalarının ardından yargı üzerindeki siyasi müdahalelerin artması ve 2016’da darbe girişimi ve sonrasında yaşanan kaotik ortamdan dolayı daha da kötüleşmiştir. (Worldjustice projeckt)

      Sonuç itibariyle; Türkiye’nin yolsuzluk endeksinde düşük puanlar alması ekonomik büyümenin, borçlanarak ekonomisini büyütmenin önünde engeller olarak durduğu anlaşılmaktadır.