Küresel İklim Krizi sanayileşmenin bedeli mi?

       Evet, hem bedeli hem de sonucu.

     Bazı ülkeler ekonomik kalkınmalarını yani; 1800’lü yıllarda başlayan sanayileşme sürecini rekabet içinde sürdürürken; tercih ettikleri kimi enerji kaynaklarının etkisi ile ve atmosfere salınan sera gazlarından dolayı ısınmanın 1.5 dereceye yaklaşabileceğini görmüşler ve bu ölçüyü sınır kabul etmişler. 1.5 dereceyi aşmaması için önlemler adına; 2015 yılında varılan Paris anlaşması ile; enerji kaynaklarına alternatif olarak sunulan yeşil enerji kaynaklarının 2030 yılına kadar enerji üretimindeki payının yüzde 20’nin üzerinde olmasını da hedeflemişler.

     Küresel ısınmada 1.5 derece neden önemli?

     Hükümetler arası İklim değişikliği paneli’ (IPCC) nin raporuna göre küresel ve ortalama sıcaklıklar için 1,5 derece eşiğinin altında kalmalı! Bu durum sanayi öncesine göre 1.1 derece C yükseldiği ifade edilmekte. Küresel ısınmayı 1,5 derece C ile sınırlandırmak demek, ekolojik sistemler ve yaşam alanları üzerinde kalıcı etkileri önleyebilmek demek.

     Önlenebilecek mi; bu hedeflere varılabilecek mi?

     Küresel güçler bu taahhütlere ne derece dikkate alıp uygulayabilecekler?

     Üç yılı geçen Rusya Ukrayna savaşı, İsrail’in Filistin’i tek yanlı olarak yok etme planı ve İran’a başlattığı saldırının nerede durup, tekrar ne zaman başlatacağı konusunda belirsizlik, Suriye’de iktidar boşluğu, BOP Projesinin arkasında ve etrafında kümelenmiş küresel güçlerin politikalarında netlik mi diyeyim muğlaklık mı; ve bu sürece eklemlenmiş ticaret savaşları; ülkelerin değil yeşil enerjiye, küresel ısınmayı daha da artırabilme olasılığını taşıyabilecek savunma sanayine odaklandıkları ve yöneldikleri izlenmektedir. Trump’ın Paris İklim Anlaşması’ndan ayrılması bu hedefleri beş yıl askıya alabilecek gelişmeler olarak görmek gibi bir olasılık da akla gelmiyor değil!

     Bu açıdan bakıldığında 2025-2030 yılları küresel ısınma açısından belirsizlikler taşıyan yıllar olabilir.

      Dünya Metoroloji Örgütü (WMO) bu yıllar içerisinde ısınmanın 2 dereceye yaklaşabileceğini yani; 1.2 ila 1.9 derece artabileceğini vurgularken; ortalama sıcaklığın 1.5 dereceyi aşabileceğini öngörmektedir.

     Küresel ısınmanın küresel iklim krizine yol açtığı ve kök nedenin insan elinin olduğu yaşayarak öğrenilmiştir; bu süreçten sonra daha da hissedilerek!

     Küresel ısınma nedir?

     Dünyanın kara ve özellikle okyanus yüzeylerindeki sıcaklığın; enerji kaynaklarından salınan (fosil yakıtlar) sera gazlarını artırıp karşılıklı etkileşim sonucu atmosferde sera etkisi yaratması ile ortaya çıkmakta. Bu sera gazları (karbondioksit, metan, azot oksitleri ve su buharı gibi) güneşten gelen ısıyı atmosferde engelleyerek dünyanın sıcaklık dengesini bozarlar. Sıcaklıklarda görülen dalgalanmalar; mevsimsel geçişlerin de dengesini bozmaktadır. İlkbaharda yaz sıcakları; İlkbaharda görülen kış manzaraları, yazın ortasında ilkbaharda yağması beklenen yağmurların şiddetli, öfkeli yağışları; cehennem gibi sıcaklar ve yangınlar v.s

     Küresel ısınmayı artıran faktörlerin başında karbondioksit salınımı gelmekte. Nereden? Kömür kullanılan santrallerdendir ki; bu kullanma neticesi dünyanın tek başına 1.2 dereceye kadar ısınmasının da kök nedeni.

     Bilim insanlarına göre dünyanın ısınma süresi arttıkça hem Avrupa’da hem de Kuzey Amerika’da ikili ısı gubbeleri yaygın hale gelmekte. İkili ısı gubbeleri nasıl oluşmakta?  Isı nedeniyle oluşan hava hareketleri jet akımı denilen hava kuşağının içinde dalgalar büyümekte ve atmosforik olayları artırarak yangınlara ve sellerin yaygınlaşmasına sebep olmaktadır. Isı gubbesi bu durumda nasıl tanımlanmakta? Hava dalgalanmaları sırasında yüksek basınç merkezlerinin bulunduğu ve oluştuğu süreçlerde her yüz metrede havanın bir derece ısınarak alçalması aktivasyonu. Afetlerin meydana geldiği an! Sıcak hava alçalırken daha fazla ısıyı ortaya çıkarması. Ülkelerin de aşırı sıcaklarla boğuşmasının nedeni. İkili ısı gubbeleri çok büyük örüntünün; sarmalın bir parçası. Bu sarmal son derece dalgalı bir jet akımı ile de bağlantılı. Bilim insanları bu sürece ‘’yarı rezonant amplikasyon ‘’ olarak adlandırmakta. Bu süreç oluştuğunda sıcak hava dalgaları sebebi ile alçak basınç ve yüksek basınç sistemleri bir bölgenin üzerinde daha fazla kalabiliyorlar. Jet akımı Kuzey Kutbu’nun güneyinde yer alan kuzey iklim bölgesi üzerinden dünyayı dolaşmakta.

     Yapılan araştırmalarda yaşanan hava olayları sayısı 70 yıl içinde bir iken, üç kat civarı arttığı tespit edildi. Bu durumda küresel ısınma ile küresel iklim krizi arasındaki ilişki nasıl kurulabilmekte?

     Küresel ısınma, dünyadaki kara ve özellikle okyanusların yüzey sıcaklığının uzun vadede artışıdır; ancak enerji kaynaklı gazların sera etkisi yaratması ile.

     İklim krizi ise; sıcaklık artışlarının ısı gubbeleri yaratarak, ısı dalgalanmaları sonucu aşırı yağışlar başta olmak üzere mevsimsel dengesizlikleri tetikleyerek her türlü afetin meydana geldiği sürecin adıdır. İklim krizi iklim değişiklilerinin kontrolden çıkmaya başladığı süreci tanımlamak için kullanılmakta.

     Küresel sıcaklık artışı 1.5 derece eşiğini aştığında mercan resiflerinin büyük bölümünün yok olması, aşırı ısı dalgalanmalarının yaygınlaşması, kutup buzullarının geri döndürülemez şekilde erimesi, ‘’geri besleme döngüsü’’nü devreye sokabilir.

     Geri besleme döngüsü ne demektir?

     Kutup buzullarının erimesi ile ortaya çıkan ve okyanus yüzeylerinin güneş ışınlarını daha fazla çekerek (emerek) ısınmasıdır; kronik ısınma. Bu durum ısınmayı hızlandırdığı gibi, buzulların daha hızlı bir şekilde erimesine de neden olmaktadır. Ayrıca donmuş toprakların da çözülmesi ile de büyük oranlarda metan salınımının ısınmanın şiddetini ve hızını artırabilmektedir.

     2023 verilerine göre karbondioksit emisyonlarının yüzde 70’inden; yani küresel ısınmadan sorumlu olan 10 ülkenin emisyon miktarları (milyon ton) ve salınım oranlarına bir bakalım:

  1. Çin (13.260 ton)……………………% 33.98
  2. ABD (4.682)………………………….% 12
  3. Hindistan (2.955)………………… % 7.57
  4. Rusya (2.070) ……………………..  % 5.30
  5. Japonya (945) …………………….   % 2.42
  6. İran (779)……………………………..  % 2.00
  7. Endenozya (675) ………………….  % 1.73
  8. Suudi Arabistan ( 623)  ………..  % 1.60
  9. Almanya (583) ……………………..  % 1.49
  10. Kanada (575) ……………………….. % 1.49

15. Türkiye (487) ………………………..  % 1

Kaynak: worldpopulationreviev.com

     Sonuç itibariyle; 2024 yılında anlaşıldı ki; sanayi devrimindeki 1.5 derecelik ısınma sınırlarının korunamayacağı açık bir şekilde ortaya çıktı. Bilim insanlarının yaptıkları araştırmaların sonuçları Natura dergisinde yayınlandı. Araştırma sonuçlarına göre; ısınma sınırının önümüzdeki beş yılda aşılması ekosistemde çöküşleri ve geri dönüşlerin olmayacağı gelişmeleri tetikleyebilir. Dünya da karbon emisyonları da hız kesmedi! Petrol, gaz ve kömür kullanımı nedeniyle 2024 yılında karbon emisyonları rekor kırdı; 37.7 milyon tonu geçti.

     Dünya için alarm zilleri çalmaya devam edecek gibi; güçlü fırtınalar, aşırı yağışlar, aşırı kuraklık ve yangınlar, sıcak hava dalgaları ve toplumsal istikrarsızlığın artması.