Dijital bağımlılık beyin işlevlerini nasıl etkilemekte?
Teknolojik cihazların ölçüsüz ve sınırsız kullanımı, beyin işlevlerinde kalıcı değişimlere yol açarak bilişsel yeteneklerin azalmasına, duygusal düzenleme mekanizmalarının bozulmasına ve sosyal etkileşim kapasitesinin zayıflamasına neden olmaktadır.
Sosyal medya içinde doğan, gelişen ve büyüyen çocuklar kendi yaşıtlarından çok internet ile sosyalleştiklerini zannetmekte ve onlar tarafından eğitildikleri yanılsaması ile bağımlılık ilişkisini yaşayarak ve sürdürerek yaş alabilmektedirler.
Dikkate alınması ve mücadele edilmesi gereken başta aile; daha sonra toplumsal sorun yumağı olarak karşımıza geleceğini bilerek; beynin sağlığının bireyi nereye götüreceğini hesaplayarak harekete geçmek gerekecektir; hatta harekete geçmekte geç kalınması ayrıca yaşanacak ya da yaşanmakta olan risklerin farkına varılmamasının boyutlarını tahmin etmekte zorlanabileceğimiz zamanlar gelebilecektir.
Dijital bağımlılık beyin işlevlerindeki değişimi nasıl tetiklemekte?
Nörobiyolojik sistem:
Prefrontal Korteks işlevlerinde bozulmalar. Beynin anlama ve bilme bölgesi olan bu bölge; dijital bağımlılık ile ilgili doğrudan ilişkilidir. Araştırmacılar; Shang ve Pei’nin EEG çalışmalarına göre bu bölgenin aktive olmasında anlamlı azalmalar olduğu anlaşılmıştır. (2018-2024) Bu süreç ayrıca; dürtü kontrol bozukluklarına, planlama ve organizasyon becerilerinde zayıflamaya da yol açmaktadır.
Özellikle ergenlik çağındaki bireyin beyin gelişimindeki bu bölge sürekli dijital uyarılardan etkilenmesi sonucu beyin yapılanması dediğimiz yukarıda adı geçen yeteneklerin oluşmasında ve sürdürülmesinde sıkıntıların doğabileceği de anlaşılmaktadır.
Dopaminarjik sistem:
Dopamin salgılanmasında dengesizlik. Nucleus accumbens, beynin bazal ön beyin (bazal forebrain) bölgesinde, her iki beyin yarı küresinde kaudat (çekirdek) ile putamen (aynı tür nöronlar ve devreleri içerir) arasında bulunan bir bölge. İşlevi; beynin ödül devresinin merkezinin bir parçası olarak kabul edilir. Ödül, motivasyon, zevk, öğrenileni pekiştirme ve davranışsal yanıtların düzenlenmesinde rol alır. Ödüllendirici deneyimler örneğin yemek yemek, cinsel aktivite, uyuşturucu kullanımı, dijital ortamda amaçsız video taramaları gibi aktiviteler uyarıcı olarak ventral tegmental alanda (VTA)- motivasyon ve ödül işlemede merkezi bir rol yüklenen heterojen beyin yapısı - dopamin salgısını artırarak dopamini beynin Nucleus accumbens bölgesine taşır ve bu durum ödül beklentisini artırabilir. Kronik bağımlılık oluştuğu durumlarda dopamin reseptörlerinin downregülasyonu gelişebilir; bu da tolerans gelişimine ve daha uzun süreli kullanım ihtiyacına yol açar. Nöro görüntüleme çalışmaları, dijital bağımlılarında striatal dopamin taşıyıcı yoğunluğunda azalma olduğunu doğrulamaktadır. Striatal dopamin taşıyıcı yoğunluğu, beynin stiratum bölgesindeki dopamin taşıyıcı proteinlerinin (DAT-dopamin transporter-) miktarını veya işlevselliğini ifade eder. Striatum bazal gangligasyonların önemli bir parçası olup; motor, ödül ve motivasyon süreçlerinde kritik bir rol oynar. Dopamin taşıyıcı yoğunluğu dopaminerjik nöronların sağlığı ve fonksiyonelliği hakkında bilgi verir. Dopaminarjik sistem ne demektir? Dopamin sistemi başta motor, bilişsel ve motivasyon gibi duyguları yöneten beyin bölgelerinin düzenlenmesinde rol oynar. Cep telefonu bağımlısı çocukta veya ergende yasak getirildiğinde ortaya çıkan agresif tepkiler ve öfke nöbetleri dopaminarjik sistemdeki dengesizliğin davranışlara yansıması olarak bilinmelidir. Dopamin hormonu seratoninden sonra mutluluk ile ilgili etkiye sahip olan diğer bir hormon. Beynin önemli görev alanlarında sinir iletilerini sağlar. Bu görev alanları başta; hareket, hafıza, dikkat ve öğrenme fonksiyonları, davranış, uyku ve duygu durumu olarak sıralanabilir. Dopamin hormonu salgılanmasının azalması zevk alamama, mutsuzluk duygularını tetikler. Parkinson hastalığı striatal dopamin taşıyıcı yoğunluğunda azalma yani; dopamin eksikliğinin belirtileri ile ortaya çıkar; ellerde ve başta görülen titreme. Beynin yaşlanması ile ilgili durumlarda da bu işlevsel bozukluklar görülebilmektedir.
Limbik sistem:
Duyguların düzenlenmesinde dengesizlik. Bağımlılıktan en çok etkilenen limbik sistemin bölgeleri olan Amigdala ve Hipokampüs gibi yapılardır. Amigdala limbik sistemindeki kişinin korku, kaygı, öfke ve endişe gibi duyguların yönetildiği bölge. Tehlikenin nereden geldiğinin algılanmasında etkili olmakta ve bu duyguların kontrolünde de önemli rol oynar. Sürekli ve yoğun gelen bildirimler ve sosyal medya iletişimleri limbik sistemi aşırı uyararak ve aktive ederek anksiyete ve depresyon semptomlarını (belirtiler) tetikleyebilir. Anksiyete nedir? Kaygı, endişe ve gam gibi hoş olmayan hisler ile iç çatışma durumuna sürüklenme ile başlayan sinirsel davranışların eşlik ettiği duygu durumları. Bazı durumlar ve olaylar karşısında dehşete kapılma hali! Sağlığa etkisi; hızlı kalp atışı, dissosiyasyon (yabancılaşma), mide rahatsızlıkları, baş ağrıları ve kas gerilmeleri. Anksiyeteyi tetikleyen faktörler; dijital bağımlılık, iş stresi, işsizlik stresi, araç kullanma, madde kullanımı ve diğer uyuşturucular, travmatik olaylar, kronik ağrılar, depresyon, yüksek oranlarda kafein (kahve içmek) tüketimi ve genetik yatkınlık. Depresyon nedir? Genellikle üzüntü, umutsuzluk ve çaresizlik hisleri ile karakterize olan duygu durum bozulmasıdır. Depresyona giren kişinin hangi beyin bölgesini etkilenir? Rostral singular korteks bölgesi (ACC). Beynin ön bölgesinde yer alır; duyuları düzenleme ve karar süreçlerinde kilit rol oynar. Depresyon durumunda bireyin beyin bölgesinde gri madde kaybı yaşanabilir.
Bilişsel işlevler:
Dikkat sisteminin parçalanması. Multitasking gerektiren dijital ortamlar, sürekli dikkat kaymalarına neden olarak beyin ağlarının yeniden yapılanmasına yol açabilir. Okuma becerilerinde gerileme ve okuma metinlerinin analizi yeteneğinin zayıflaması; özellikle dil gelişimi üzerinde olumsuz etkilerin bir göstergesi olarak yansımakta. Chang ve Lee’nin çalışmalarında, dijital bağımlılarda dorsal dikkat ağı ile varsayılan mod ağı arasındaki bağlantının azaldığı ortaya konulmuştur. Bu durum odaklanma sürelerinin kısalmasına ve derin düşünme becerilerinin zayıflamasına da neden olmaktadır. Multitasking nedir? Birden fazla işin tek seferde yapabilme yeteneğinin bulunması olarak adlandırılmakta. Bilgisayar bilimlerinde eş zamanlı olarak yürütülmesi gereken işler için söz edilmekte.
Bellek süreçleri.
Beynin bilgi işleme hızında azalma. Dijital ortamlarda hızlı bilgi akışı, çalışma belleği kapasitesini aşarak bilgilerin uzun süreli belleğe aktarılmasını engeller. Nöro görüntüleme çalışmalarında, dijital bağımlılarında sol dorsolaterol preforantal korteks (DLPFC) ile posterior singulat korteks (PCC) arasındaki bağlantıda azalma olduğu görülmüştür. DLPFC, orta frontal girusta yer alan, yürütücü işlerden sorumlu bir bölge. PCC ise beynin limbik lobunun bir parçası olarak Brodmann alanları yer alır; dikkat, hafıza, geri çağrısı, içsel düşünce ve kendilik bilinci gibi fonksiyonlar ile ilişkilidir. Bu iki bölge arasındaki fonksiyonel bağlantıda azalma olduğunu göstermektedir. Bu bağlantılığın kaybı, bilgi işleme hızını ve hatırlama performansını olumsuz etkiler. DLFC, çalışma belleği ve dikkat süreçlerinde PCC’den gelen bilgiyi entegre ederek, dış uyaranlara karşı dikkat dağıtıcıları engelleme ve hedefe yönelik bilişsel kontrol sağlar. Parkinson hastalığı gibi nörodejeneratif hastalıkta DLFC ve PCC arasında fonksiyonel bağlantının azaldığı ve bunun bilişsel işlevlerde bozulma ile ilişkili olduğu anlaşılmıştır. Aradaki bağlantı özellikle içe dönük dikkat, hafıza geri çağrısı ve bilişsel kontrol süreçlerinde etkileşimi sağlar.
Duyusal davranışlar:
Performans bozulması. Dijital bağımlılık gelişen bireylerde, yapılan İowa Gambling Testi’nde performansların bozulduğu ve yüksek riskli seçimlere yönelmenin arttığı gözlemlenmekte. Ventral striatum ile orbitofrontal korteks arasındaki bağlantı zayıflaması; risk değerlendirme yeteneğinin azalmasına neden olmaktadır. Bu durum finansal kararlardan, kişiler arası ilişkilere kadar geniş bir yelpazede sorunlara yol açabilir.
Sosyal etkileşim:
Fusiform yüz alanı ifadesinde azalma. Bağımlı çocuklarda yüz ifadesi okuma ve empati kurma becerilerini yüzde 27 oranında düşürmekte. Sanal iletişimin gerçek sosyal etkileşimin yerini alması; superior temperal sulkusun işlevini bozarak; sözel olmayan mataryellerin karikatür gibi; grafik gibi; kısa videoların içeriklerinin ipuçlarını yorumlama yeteneğini zayıflatmaktadır. Aile bireyleri arasındaki iletişimin azalması, arkadaş ilişkilerinin yüzeyselleşmesi bu sürecin kaçınılmaz sonuçları olarak karşımıza çıkmaktadır.
Sanal kimlik ve gerçeklik algısının bozulması:
Avatar tabanlı etkileşimler, çocukların benlik algısında parçalanmaya neden olmakta.
Bağımlılığın patolojik sonuçları:
Göz sağlığı:
Sürekli ekrana bakma alışkanlığı göz yüzeyinde kuruluk, hiperemi ve refraktif kusurlarında artışa neden olmakta; miyopi prevolansında yüzde 40 oranında artışa neden olmaktadır. Bu yüzden kreş dahil ilk okula giden çocuklarda gözlük kullanım oranları artmaktadır. Ayrıca ışık spektrumundaki mavi dalga boyunun retina hücrelerinde oksidatif stresi (İnflamasyon; iltihaplanma) tetiklemesi uzun vadede makula dejenerasyonu riskini de yükseltmektedir.
Hareketsiz yaşam:
Dijital bağımlılık hem hareketsiz yaşamı teşvik etmekte hem de beslenmede tüketim alışkanlıklarını da değiştirmekte. Fast food tarzı beslenme (hamburger, tost köfte ekmek ve abur cubur atıştırmalar; başta patates cipsleri, her türlü gofret ve gazlı içecekler obezite riskini; yaş ilerledikçe de inflamasyon kaynaklı hastalık risklerini artırmaktadır.
Leptin direnci gelişen çocuklarda iştah mekanizmasının bozulması enerji alımı ve harcaması arasındaki dengeyi alt üst etmekte. Uyku-uyanıklık dengesindeki bozulmalar ise melatonin sekresyonunu baskılayarak büyüme hormonu üretimini azaltmakta; bu durum boy kısalığı ve mineral yoğunluğunda düşüşle sonuçlanmaktadır; bağışıklık sistemi üzerinde de olumsuz bir sürecin riskini de başlatmaktadır.
Uyku düzensizlikleri ve kronik yorgunluk:
Sirkadiyen ritim bozukluğu. Vücudun biyolojik saatinin yani içsel sirkadiyen ritminin uyku ve uyanıklık döngüsünü doğru şekilde düzenleyememesi durumudur. Ekran karşısında uzun süre mavi ışığın etkisi altında kalınması sonucu Sirkadiyen Ritim bozukluğu ile karşılaşılır ve mavi ışığın melatonin salgılanmasını geciktirerek uyku sürecini geciktirir. Bebeklerin ve çocukların tabii ki yetişkin insanların da uyuması gereken süreçten yaklaşık 3 saat sonra uykuya geçebilmesi. REM uykusunda yüzde 45’e varan azalmalar, duygusal düzenleme becerilerinin zayıflamasına ve gün içi uykululuk haline neden olmaktadır.
Uyku aktivitesinde bu değişimler bilişsel performansı olumsuz etkileyerek çocukların ders başarısında düşüşe de yol açmaktadır.
Sirkadiyen ritim süreci 24 saatlik bir döngüye göre çalışır. Ve bu döngü; uyku, hormon salınımı, vücut ısısı ve enerji seviyeleri gibi birçok önemli fonksiyonu kontrol eder.
Şiddet eğiliminde artış:
Şiddet dolu, bol küfürlü ve porno dahil kısa videolar gibi içeriklere maruz kalan ergen veya çocukların beyin bölgesinde bulunan amigdala aktivitesinde yüzde 32’ye varan artışlar gözlenmiş; bu bölge alan olarak büyümekte olduğu bilinmeli. Bu ne demek? Ergen depresyona girmekte anlamı çıkmakta! Sağlıklı insan beyninde bu bölge oldukça sınırlı ve küçük bir alanda yer alır. Bu süreci teşbihte hata olmaz yaklaşımı ile daha iyi bir şekilde anlaşılsın diye anlatıyorum ve düşünmenizi istedim; timsahları bilirsiniz; reklam filminde seçilen rol kahramanı ile birlikte arkadaş gibi olduğu hikâyesi senaryolaştırılıp algılanması yanında; kullanılması ve alınması istenen ürün arasında bir bağın etkisi varmış gibi his yaratılarak dikkatler çekilir; zihinler yönlendirilir; pazarlanan ürün arkadaş mı yapar; dost mu bu ayrı bir analiz konusu mudur? Reklam filminde ters mantık işletilmiştir. Hayır; baştan aşağı bu araştırmalarım teknolojinin kullanımı ve etkileri ile ilgili. Timsahın beyninin nasıl çalıştığına gelelim; timsahın sürüngen beyin yapısının yüzde 80’nini amigdala alanı oluşturur. Tehdit algısı sürekli aktivasyon içinde olduğu için yaşadığı ırmaklarda ve nehirlerde dost düşman ayrımı yapmaz; saldırır. Hayatta kalma içgüdüsü bu şekilde çalışır ve bu şekilde yaratılmıştır. Bilişsel alan dediğimiz neo korteks alanı beyninde çok küçük alanda görev yapar. Çocukta ve ergen gençte amigdala alanının büyümemesi gerekmekte. Neden? Ergende saldırganlık gibi, küfür gibi, öfke gibi davranışların içine sürüklenmesi depresyon ile ilgili semptonların sonucu olabilir. Doktorlar bu bölgenin küçülmesine yönelik ilaç veya terapi gibi sağlık tedavileri önermektedirler. Teknoloji bağımlığından ve tabii ki diğer bağımlılıklardan da kurtulmak iyileşmeyi başlatacaktır.
Sonuç itibariyle; bu sorunun çözümüne aile bireyleri birlikte karar vererek adım atmaları en doğru yaklaşım olacaktır. Rol model olmak her kapıyı açabilen başarı anahtarı olarak düşünüldüğünde yukarıdaki sorunları anlatmakta, anlamakta ve uygulamakta kolaylaşacaktır. Ebeveyn-çocuk arasında bağı kuvvetlendirecek ve bu şekilde oluşturulacak iletişim kalitesi bağımlılık riskini yüzde 58 oranında azaltacaktır. Bu durumda ne yapılacaktır? Aile içi ortak aktivitelerin planlanması ve teknoloji kullanım kurallarının belirlenmesi çocuklarda öz güvenliğini düzenleme becerilerini geliştirebilecektir. Ebeveynlerini model alma yoluyla sağlıklı teknoloji kullanımı alışkanlıkları sergilemesi, davranış değişikliği sürecini de hızlandıracaktır.