Dijital bağımlılık ve Beynin sağlığı

Akıllı telefonlar (dijital teknolojiler) ile sosyal medyada amaçsız geçirilen zaman bağımlılığı pekiştirirken; yapılan bilimsel araştırmalarda; kullanıcıların bazılarının beyin işlevlerinde zihinsel ve ruhsal problemleri artırdığı da anlaşılmaktadır.

    Dünyadaki insanların yarısı kadar nüfus, belki daha fazla da olabilir bir şeylere bağımlıdır. Uyuşturucu, kumar, sigara ve alkol gibi kötü alışkanlıklara bağlı olarak beynin sağlığı nasıl olumsuz etkileniyorsa; dijital bağımlılıkta da aynı negatif etki ile karşılaşılmaktadır.

     Bağımlılık ilişkisinin analizine geçmeden önce ayaküstü iletişim kurarak birkaç küçük hikâyede gözlemimi aktararak başlamak istiyorum:

  1. Hikâye

      Metrodayız. Metro tenha. Bir genç, ergen! Ya lise sonda ya da üniversiteye yeni başlamış! Demir koltukta cep telefonuna kitlenmiş! Omuz hizasına kadar yaklaşmamla birlikte hafifçe ses tonumu da yükselterek;  ayağınızın yakınındaki 500 Tl’yi siz mi düşürdünüz dedim. Aldığı uyarı ile fiziksel olarak demir bankın altına bir uzanışı oldu ki gencin; bir hayal eder misiniz? Karşılıklı bir gülüşme tuttu ki; hiçbir bir yoruma gereksinim duymadan vedalaştık!

     Bu gencin harçlığa gereksinim duyduğunu tahmin etmek zor değil! Dikkatini veremediği bir konu vardı ki; 500 Tl merkez bankasının ısınan makinelerinde henüz basımına banknot olarak karar verilmemişti. Piyasada 500 Tl yoktu. Ama gencin cebinde de para yoktu! Geleceğe umudu da! Kısa sürede toparlayamayacak kadar dikkati de çok dağınıktı!

  1. Hikâye

      10-12 yaşlarındaki çocukların halı sahada yaptıkları antrenmanı izliyorum. 40’lı yaşlarında bir baba. Cep telefonuna kilitlenmiş. Oturduğu ahşap bank, demir ayaklarından parkta yere betonlanmış. Hareket ettirmek mümkün değil! Kendisine hafifçe dönerek; çocukları izleyemiyorum bankı biraz öne alabilir miyiz dedim. Aldığı komutla ahşap bankın her iki yanından birlikte tutmaya çalıştık; kaldırmayı denedik! Baba yardımsever tavırlar içinde. Gülmemek için ağzımı burnumu kapattım; o fark etti mi bilemiyorum: Hemen konuya girdim; her şeyi betonluyorlar, bunu da betonlamışlar dedim. Ses, seda, yorum ve yanıt yok.

     Bu baba kim bilir kaç kez bu betonlanmış banka oturup oğlunun antrenmanlarını izlemiştir! Bankın betonlaşması ile sabitlenmesi değil; şehirlerin bile neden betonlaştığına dikkatlni verebilecek pozisyonda değil gibi; dikkatler darmadağın; cep telefonunun azizliği.

  1. Hikâye

     Gıcır bir araba, Bolu Elmalık tesislerinde şarj olmakta. Sahibi iş insanı gibi bir izlenim alıyorum; kısa bir an için sorumu sorup, yanıt alıp ayrılacağım; cep telefonundan yeni ayrılmıştı; araç kilometrede ne kadar benzin tasarrufu yapıyor dedim: Dikkatli konuşun dedi bu şarjlı araba. Beynimde çok hızlıca basit hipotez dolaştı; Şarjlı araçlar benzin tasarrufu yapmak için piyasadadır; sorumu tekrarladım; kilometrede ne kadar benzin tasarrufu yapıyor: Çok şükür! Yanıtladı: Kilometrede bir Tl. Şarj da ücretli imiş.

     Empati ile düşünürsek iş insanının sadece cep telefonuna verdiği dikkat değil, o konuşmaların içeriğinden ne gibi ve nasıl etkilendiğini de bilmek gerekiyordu. Ekonomik krizler başlı başına iş insanlarının dikkatlerini darmadağın ettiği bilinmelidir.

  1. Hikâye

     Avm’de bulunuyorum. Her yarım saatte bir kalkıp dolaşıyorum. Okuduğum bir de kitap var. Daha önceleri birkaç kez görmüş ama beni harekete geçirecek bir istek yaratmamıştı; muhafazakâr bir çift, bebekleri arabasında. Ne göreyim? Elinde cep telefonu vardı. Eyvah eyvah dedim kendi kendime! Emziğin yerini; ya da bir bakıcının görevini mi üstlenmekte idi cep telefonu? Eyvah eyvah sözcüğü Ata Demirel’in bir filminin ismi. Senaryoda olduğu gibi kendisi ne zaman bir sıkıntı, bir tehlike ve başını belaya sokacak bir durumla karşılaştığında söylediği sözcük. Bu kavramın üzerinden kişisel mücadelesini sürdürür. Harekete geçtim; Allah bağışlasın; anneli babalı büyüsün temennisi ile kısa süre içinde selamlaştık; olabilecek sorunu ve sorunları kısaca anlattım ve okumakta olduğum kitabı tavsiye ettim. Çocuğunun sağlıklı büyümesini hangi baba istemez ki! Tabii ki bir baba olarak dikkat kesildi ve kitabın kapak resmini cep telefonu ile çekti. Sağlıklar ve mutluluklar dileyerek vedalaştık.

     Bu küçük hikâye yıllar önce belleğimde başka bebekle ilgili bir anıyı tetikledi. Üniversite yıllarımda taksi şoförlüğü yaptığım yıl ve günlerde yeni doğan bir bebeği anne ve babası ile birlikte bir köye götürmüştük. Kış şartlarında geri dönüşümüz sıkıntılı olmuş ve uzamıştı; tam eyvah eyvah hali!

     O gün, bugündür bir soru aklıma gelir; üşüştüğü de olurdu! Acaba çocuklarımızın beyinlerinin sağlıklı gelişmesine gerekli titizliği gösterebiliyoruz mu?

     Bu sorunun muhatabı sadece biz ebeveynler miyiz? İnsanların Dijital bağımlılığa sürüklendiklerini gözlerimle tanıklık ediyorum. Yaş fark etmeksizin, büyük, küçük yaşlı her sosyal kesimden insanların kalabalık mekânlarda; avm’lerde, metrolarda ve parklarda bir drone çekimi yapmışım ve bu duygunun ne olduğunu hissetmişim gibi; bir güç tarafından kullanıcıların beyinlerinin tutsak edildiğini anlıyor, dehşete kapılıyorum! Ya siz? Bu dehşetin sosyolojik anlamı dijital bağımlılıktır. Bu durumda beyin sağlığı nereye gitmektedir?

     İşte o genç babaya tavsiye ettiğim kitap: Allen Carr ile John Dicey’in Akıllı Telefon, Aptal Telefon Kendinizi dijital bağımlılıktan kurtarın.

     Allen Carr ve arkadaşı dijital bağımlılığın nasıl bir bağımlılık olduğunu tanımlar, tavsiyeler ve talimatlar vererek her sayfasında uyarıcı görevini yapar; kitabın amacını belirler; bağımlılık canavarını öldürmek ve dijital bağımlılığın sefil, tekrarlayan döngüsünden ve teknolojinin uyumsuz kullanılmasından kaçınılmasına yardımcı olacak, der.

    Bağımlılık sürecinin nasıl işlediğini bilerek bu illetten kurtulmak gerekmektedir. Bağımlılık süreci nasıl işler?

     Bütün bağımlılıklarda olduğu gibi bireyi tuzağa düşüren şey, davranışın gerçek bir keyif veya rahatlama sağladığı yanılsamasıdır! Meselâ sigara içenler, (sigara sağlığa zararlıdır) sigara içmenin rahatlamalarına yardımcı olduğu yanılsamasını yaşarlar. Aslında sigara zannettiklerinin tam tersini yapar. Dijital bağımlılık söz konusu olduğunda da aynı yanılsamalar iş başındadır. Süreçler bireyi içine çektikçe bir süre sonra tüm bu faaliyetlerin hayatını kontrol altında tutması ve bireyin mutlu olması için gerekli olduğuna inandırır. Ancak bu kısır döngü tekrarlanınca birey kendisini yetersiz hissetmeye başlar. Haz ve yetersiz hissetme kısır döngüsü içinde devam eder. Sınırsız cihaz kullanımının mutluluğa ulaşmanın ve kaygıyı sona erdirmenin yanıtı olduğu yanılsaması altında uzun süre geçirilir ancak; bir o kadar da mutsuzluk bulutu ile yükleme yapılmış olunur.

     Sorunun bağımlılık olduğuna bireyin kendisi, kendisi veremiyorsa ebeveynleri ile birlikte karar vererek ve kabul ederek mücadeleye başlanacaktır. Aslında bu durum bir aile sorunudur! Utanılacak bir durum söz konusu değildir.

     Bebekler başta olmak üzere; ergenler ve kız çocukları dâhil başta uyku sorunları, dikkat dağınıklığı, anksiyete, depresyon; yetişkin insanlarda yaratıcı ve tasarlayan bir beyin yapılanmasından uzaklaşma gibi sorunlar çığ gibi büyüyecektir; büyümektedir; coşku ve gerginlik arasında gidip gelen dengesiz bir mizaç, aşırılık eğilimi, endişe, güvensizlikle dolu bir ruh halinde olmak; bağımlılığın faturası!

     Madde ile ilgili bağımlılıklar da son yıllarda artış göstermekte; eroin, nikotin ve alkol gibi uyuşturucular. Dijital bağımlılık ise davranışsal kaynaklı. Akıllı telefonu aşırı ve amaçsız kullanmak! Sorunlu bir kişiliğin de doğmasına neden olmakta; kumarbazlar, uyuşturucu bağımlıları gibi aynı kişisel özellikleri sergilemektedirler; huzursuzluk, takıntı, öz denetim eksikliği, inkâr, kaçınma, aldatma, sinirlilik, perspektif kaybı, öz saygı eksikliği ve yalan söyleme.

    Bilimsel çalışmalar ve araştırmalar uyuşturucu bağımlıları ile davranışsal bağımlılıkların beyni benzer şekilde etkilediğini ve doğal zihinsel süreçleri ele geçirerek uyuşturucu veya davranışa karşı algılanan bir bağımlılık yarattığını orta koymuştur.

     Allen Carr’In uyarıları ile devam etmek istiyorum:

     Sosyal medya inanılmaz derecede bağımlılık yapıcıdır. Amaçsız kullanıldığında sosyal hayatı öldürür. Akıllı telefonlar son derece yaratıcı beyinlerin eseri olabilir; ancak kullanıcıların yaratıcılığını yok ederler!