Covid - 19 virüsü ve kalp krizi riski ile olan ilişkisi

Covid-19 virüsü bağışıklık sistemini hem baskılayarak hem de yanıltarak inflamasyona neden olup; bulaş günlerinde ve yıllar içerisinde hastalıklara, kalp krizi riskinin artışına ve ölümlere sebep olduğu anlaşılıyordu.

Pandomi kabusu bitti, bitiyor derken; çıkışında beş yıl sonra da (2020-2025) bu virüs ile enfekte olan, yani covid geçiren kişilerin yüzde 5’i veya 6’sında kalp krizi riskinin artışlarında etkili olmaya devam edeceği anlaşılıyordu. Covid-19 virüsünün bazı varyantları vücutta kalıcı hale geldiği, bağışıklık sisteminin sağlıksızlığına ve zayıflığına göre tekrar aktive olup, diğer vücutta uyuyan virüsleri tetikleyerek kalp krizlerine sebep olabileceğini bizzat DSÖ (Dünya Sağlık Örgütü) başkanı Tedros Adhonam Chebreyesus açıkladı; ‘’ Geçmişteki Covid hakkında konuşamayız hala bizimle birlikte’’(01.03.2025)

     Dünya’da kabus yaratarak milyonlarca insanın ölümüne neden olan pandeminin hikâyesi şöyle başlıyordu: 2019’un sonlarında Çin’in Huber eyaletine bağlı Wuhan kentinde bir labaratuvarda çıktı ve bütün dünyaya hızla yayıldı. Bu süreç teyit edildi. (26.01.2025) Üretildi tartışmaları hala devam etmekte! Çin tek çocuk yapma yasağını kaldırıp genç çiftlere üç çocuk yapabilirler yasasını çıkarttı.

Covid-19 pandemisi bulaş etkisini bütün dünyadaki insanlara yayarken; evrim geçirdiği ve varyantlara ayrıştığı anlaşılıyordu. Ancak bağışıklık sisteminin durumuna göre insan sağlığını tehdit etmeye devam edecekti ve beşinci yılında pandeminin Alfa, Beta, Delta, Gama ve Omikron olarak isimlendirilen kardeşleri (varyantlar) dünyaya yayıldı. Bilim uzmanları ve hastanelerde uzman araştırmacı doktorların bu varyantları tanımaya, sepmtomun (belirtiler) ne olduğu, mücadele konusunda aşı veya ilaçların etkinliği üzerine odaklanıyorlardı.

2021 Haziranın sonlarına doğru İngiliz varyantı olarak isimlendirilen Delta virüsü bulaş etkisi en yüksek olduğu ve bütün dünyada hızla yayılıp ölümleri en çok artıran mikrop virüs olarak kayıtlara geçti. Bulaş etkisinin atlatabilmek için insanlar bütün dünyada evlerinden çıkmamaları istendi, yasaklandı. Türkiye’de bu yasaklara uydu. Yakınlarım ile birlikte bu varyanta yakalanmıştık. Semptomları; belirtileri, acil bakılması gereken kan testini ve altı ay sonra etkilemesi muhtemel kan değerlerini kitaba yazmıştım. Beyin sisi üzerinde durmuştum; tabii ki nasıl mücadele edilmesi ve ne yapılması gerekenleri de. (sayfa:256-257)

Bu durumda aşı vurulmalı mı idim? İlaç kullanmalı mı idim?

Virüsler kimyasallar salgılayarak ve toksik yükü artırarak adı inflamasyon denilen süreci başlatarak hastalıkları ve kalp krizi riskini artırabiliyorlardı. Stresi de devreye sokarak yukarıda soru olarak belirttiğim faktörler konusunda da dikkatli olmak gerekiyordu. O günlerde Brezilya Bağışıklama Derneği (SBIM) Başkan Yardımcısı Dr. İsabella Ballalai yaptığı açıklamada; hiçbir ilaç, aşı ya da prosüdür rikssiz olamaz, diyordu. (21 Aralık 2022) Dr. İsabella ne demek istiyordu? Bu risklerin hepsi inflamasyona neden olabilir hatta bu riskleri artırıcı faktörler haline dahi gelebilir; gelmiştir.

ABD Hastalıkları Önleme Merkezi, (CDC) bazı aşılar ile ilgili yaptığı araştırmada; gençlerde miyokardit ve perikardit gibi sorunların çıktığını bildiriyordu. Bu durum kalp kasında gözlenen inflamasyondu.

Yapılan araştırmaların sonuçları peş peşe dünya gündemine düşüyor; yapılması gerekenler tartışmaya açılıyordu.

2022’nin Eylül ayında bir araştırmada; Angeles’deki Cedars Hastanesi kayıtlarına göre tüm yaş gruplarında kalp krizi kaynaklı ölümler yaygın hale gelmişti. 25-45 yaş arası kişilerde kalp krizi kaynaklı ölümlerin pandeminin ilk iki yılında (2020-2021) yüzde 29.9’luk bir artışa neden olurken; 45-64 yaş arası kişilerde yüzde 19.6; 65 yaş üzeri ise, bu oranlar yüzde 13.7 olarak belirlenmişti.

Güney California Üniversitesi ve Ohio eyaleti Lorner Araştırma Enstitüsü’nün araştırmaları da Covid 19’la bulaş etkisi yaşayan kişilerde kalp krizleri artışına dikkatleri çekiyorlardı; Covid öncesi yatan hastalar ile Covid etkisi yaşayan kişileri kıyaslayarak yapıyordu: On bin kişinin üzerinde ve son üç yıl (2020-2022) içinde hastalığa yakalanmayanlara kıyasla kalp krizi, felç ve ölüm riskinin iki kat fazla olduğu; hastaneye yatan üç bin kişide ise bu oranın üç kat arttığını belirlemişti.

Dünya Sağlık Örgütü Başkanının açıklamalarına göre pandeminin 2030 yılında da hayatımızda hastalık ve ölüm riski yaratmaya devam edeceği anlaşılıyordu.

Sonuç olarak; hasta olup olmayacağımıza karar verecek olan virüsler değil; bağışıklık sisteminin mücadele gücü ve kapasitesinin belirleyici olacağı da anlaşılıyordu.