Ekonomik Büyüme ve Toplam Faktör Verimliliği ile ilişkisi

Türkiye sürdürülebilir bir şekilde ekonomik büyümesini artırabilmesi için başta teknolojiye yatırım ile birlikte toplam faktör verimliliğine daha çok önem vermesi gerekmektedir.

Teknoloji, insan ihtiyaçlarını karşılamak amacı ile geliştirilen araçlar, yöntemler ve sistemlerin toplamı. Teknoloji insan yaşamını kolaylaştıran mekanik veya elektronik aletlerin üretimi için bilgi ve yetenekler olarak da tanımlamak mümkün.

Toplam Faktör Verimliliği ise; ekonomideki üretim süreçlerinde kullanılan tüm girdilerin etkinliğini ölçen bir kavram. Çıktıların girdilere oranı olarak ifade edilmekle birlikte üretimde kullanılan kaynakların ne kadar verimli kullanıldığını gösterir. Teknoloji kullanımı TFV’nin artırılmasında önemli pay sahibidir.

TFV ve teknoloji bilim yaparak ilerler ve gelişir. Bilim; sistematik gözlem, deney ve araştırma yolu ile elde edilen bilgilerin düzenlenmesi ve açıklanması sürecidir. Kaynağı ve yeri üniversitelerdir. Bilim ve teknoloji arasındaki ilişki; TFV’nin anlaşılmasında ve uygulanmasında önemli veriler sunar. Bilimsel teoriler ve yasalar, teknolojik uygulamaların temelini oluşturur. Teknolojik yenilikler ise, bilimin ilerlemesine katkıda bulunur. Birbirini besleyen; toplumsal ihtiyaçların giderilmesinde nitelik ve kalite artırımı demek olan üretimde katma değerin yolunu açacak olan TFV’ni pozitif anlamda destekler ve teşvik eder.

TFV konusunda dalgalanmaların nedenine geçmeden önce siyasal yönetimler üretim konusunda teknoloji ile ne zaman ilgilenmişler?

1980’li yıllarda ivme kazanan içsel büyüme teorilerine göre; teknolojinin de bir mal gibi üretilebileceği, gerek şirket, gerekse ülke için teknoloji politikaları ile teknolojik gelişmenin içsel bir değişken olarak yürütülebileceği sonucuna varılmış. (Kibritçioğlu, Aykut 1988)

Türkiye Cumhuriyeti bir asırlık iktisadi tarihinde ekonomik krizlerin hikâyesinde yer tutan yüksek enflasyonlu yıllar nedeniyle teknolojik yatırımlara imkân verilememiştir. Bununla birlikte, siyasal yönetimler tarafından teknolojiye yatırım ve üretim ile birlikte ekonomik büyüme üzerindeki pozitif etkisi de tam olarak da anlaşılamamıştır.

1990’lı yıllarda görülen yüksek enflasyon ve yüksek büyüme hızları enflasyonun ekonomik büyümenin bir maliyeti şeklindeki görüş destek bulmuştur. Sonuçta enflasyon ile mücadelenin ikinci plâna atılmasına yol açmıştır. (Tüsiad, 2002) Bu görüş aynı zamanda enflasyon ile mücadele programlarının hiçbirinin tam olarak uygulanamamasına neden olmuştur. Kısa dönem dışında da başarılı olma şansı yakalanamamıştır. 2018-2023 dönemleri için de bu görüş geçerlidir. Ekonomi bilimine sırt çevirip seçimi bir kez daha kazanma taktiği pahalıya mal olmuştur.

İktisadi teorisyenler, ekonomik büyüme ile enflasyon arasındaki uzun dönemdeki ilişkisinde; yani yüzde 10’luk enflasyon artışının ekonomik büyümeyi yüzde 1.1’ oranında azaltabileceğini görmüşler. (Grimes, 1961-1987) Ya yüzde 50’leri gören ve uzun süren enflasyon oranları!

Teknoloji politikaları yoksa verimlilik denilen alana da yatırım yoktur. Enflasyon da düşük seyretmelidir ki; teknolojiye yatırım; yatırım yapılan teknolojide de verimlilik aranabilsin.

Bahçeşehir Üniversitesi Ekonomi ve Toplumsal Araştırmalar Merkez (BETAM) tarafından 2020’de yaptığı araştırmaya göre; 1980-2018 arası TFV’de dalgalanmalar göstermiştir. 2012-2017 yılları arasında TFV’liğinin ekonomik büyümeye katkısı yüzde 0.8’dir. 2018-2023 arasında ise bu oranlar daha da düşüktür.

İktidarın ilk yıllarında; güçlü ekonomik programının uygulandığı, AB rüzgarının estiği, portföy ve doğrudan yatırımların ayak seslerinin hissedildiği yıllarda 2003-2007 yılları arasında TFV’liğinin ekonomik büyümeye oranı yüzde 3.1’e ulaşmış. Yirmi yılın en yüksek oranı. Ekonomik büyüme de bu yıllar arasında yüzde 7’nin üzerinde gerçekleşmiştir.

Yapılan hatalardan geriye dönüş mümkün müdür?

Sonuç itibariyle; TFV’nin düşük seyretmesi Türkiye ekonomisinin büyüme potansiyelini sınırlamaktadır. Dışa bağlı üretim yapısı, teknoloji yatırımlarının yetersizliği ve nitelikli insan gücünün azlığı gibi faktörler ana nedenlerdir. Uzun vadede sürdürülebilir ekonomik büyüme için başta teknolojiye yatırımın yapılması ile birlikte TFV’nin artırılması kritik bir öneme sahiptir.