Travmatik Hayatlar
Türkiye’de 15 milyonu aşkın ruhsal hastalık tanısı konmuş insan var; hayata tutunma çabasında olan; artış göstermekte ve buzdağının görünen kısmı olduğu ileri sürülmektedir. Hastalıkların görülme sıklığı açısından da 2. Sırada yer almakta. İnsanların ruh dünyasına bu hastalıklar depresyon, kaygı, obsesif kompülsüf ve pipolar bozukluk olarak yansımakta. Ayrıca; başka hastalıkları da tetikleyebilmekte.
Bilim insanları ruhsal travmayı şöyle tanımlamaktadırlar:
Kişilerin yaşamında ruhsal ve bedensel varlığını tehdit eden veya tehdit algısı yaratan ayrıca aşırı korku, dehşet ve çaresizlik duygusu yaratan, çoğu kez olağandışı ve beklenmedik olayların sonucunda meydana gelen ruhsal örselenmelerdir.
Toplumda ruhsal travmalar yaratan olaylar oldukça yaygın olduğu görülmekte; bir göz atalım:
*Doğal afetler (Sel, yangın ve deprem)
*İnsanların sebep olduğu travma ile sonuçlanan durumlar (Patlamalar, terör, tecavüz, taciz, mobing)
*Kazalar (Trafik, tren ve uçak)
*Ölümcül ve risk taşıyan hastalıklara yakalanma durumu ( Kanser, virüs saldırısı ve kalp krizleri)
Araştırma sonuçlarına göre, her iki kişiden biri bu tür travmatik oluşumlarla hayatta bir kez karşılaşmış.
Travmadan sonra meydana gelen depresyon hastalığı; sürekli bir üzüntü hali ile birlikte ilgi kaybına neden olan bir duygu durum bozulmasıdır. Bir örnek: The Lancet Tıp Dergisi’ne göre Covid-19 virüs saldırısında küresel çapta depresif ve bu hastalığın gündemde olması sonucu anksiyete bozukluğu artış göstermiş. Türkiye’de bu oran yüzde 38.7. Güney Afrika ile aynı seviyeye gelmiş. (31.09.2021)
Travmatik olaylar daha çok hangi sosyal kesimleri etkilemekte?
Toplumsal davranışları ve hareketleri araştıran akademisyenler, eğitim seviyesi düşük, daha yoksul bölgelerde yaşayan kadın-erkek eşitsizliğinin yoğun olduğu yerlerde birey bu sorunlar karşısında destek alamadıkları için risk grubu oluşturduklarını söylemekte.
Kitabımda belirttiğim gibi bağışıklık sistemi nasıl ki, virüse karşı antikor üreterek mücadele başlatıyorsa; stres altında kalan birey neden depresyon üretiyor ve nasıl tepki veriyordu? Destek alamaz ise, ruhsal sorunla karşılaşan birey içinde bulunduğu durumdan çıkabilecek miydi? Çünkü mutsuz olduğu bir ortamdadır.
Uzmanlara (Bilim insanları) göre birey eğer bir çıkış bulamadığı zaman, bu durumda başka biri imiş gibi davranmakta. Kendine hayali bir dünya ve ideal benlik duygusu yaratacaktır. Gerçek ve hayali dünya arasında ideal benlik çatışma üretecektir. Bu esnada duygusal belirtiler ortaya dökülecektir; depresyon, kaygı problemleri, intihar girişimi, madde ve uyuşturucu kullanımı için girişimler klinik tablolara yansıyacaktır.
Ruhsal travmadan geri dönenler olduğu gibi, geri dönemeyenler olacak; geri dönemeyenlerin beyinlerinin çalışmasını nasıl değiştirdiğini anlamamız gerekecektir.
Travma sonrasında beyin nasıl çalışmaktadır? Travma esnasında beyin bireyi güvende tutmak için o kadar zorlanır ki, fazladan mesai yapmaya çalışır. Deprem sonrasını bir düşünelim: Tehdit içinde yaşanılan risk ortamı, ortadan kalktıktan sonra geçmişte, yakın geçmişte yaşanılan travma beyni güvende olduğu durumlarda bile tehlike varmış gibi çalışmaya devam edecektir. TSSB; Travma Sonrası Stres Bozukluğu yaşanabilecek; tedavi olunmadığında yaşamın mutlu ve sağlıklı sürdürülmesine mani olabilecektir. Bu süreç terör için de geçerlidir. Travmalı bir beyin yaşadığı olayı amigdala ve hipokampüs bölgesine kayıt ettiği için unutmaz! amigdala ve hipokampüs beynin arka kısmında değil orta kısmında yer alır. Beynin bu iki bölgesi imbik sistemin bir parçası gibi çalışır. Amigdala duygusal tepkileri işler; korku tepkilerinde önemli rol oynar. Hipokampüs ise yeni anıların oluşumunda (eski anılarda kayıt altındadır) ve uzun süre hafızada anımsanması gereken bilgilerin hatırlanmasında önemli görevler üslenir. En önemlisi de öğrenme ile ilgili potansiyeli barındırmasıdır. Örnek; deprem veya terör, tehdit algısı geçse dahi bahis konusu geçtiğinde veya tekrarlanabilecek olaylarla da bile beyindeki ilkel bölge hemen devreye girer; ilkel bölgeyi biliyoruz; bu bölge hayatta kalma içgüdülerini harekete geçirerek çalışır. Bu durumda amigdala korku duygularını tetikler; ‘’yıkılıyoruz’’ ikazı şeklinde çalışır; sürekli alarm hali! Hayatta kalma duygusu ve tehdit algısı hipokampüs bölgesindeki öğrenme ile ilgili bölgeyi kapatabilir. Bu durumu anlayabilmek zeki olmak ile ilgili değil; beynin nasıl çalıştığını bilebilmek ile ilgili bir süreçtir.
Travmatik hayatlarda mutsuzluk geçicidir!!!