Ekonomik Büyüme ve Kalkınmaya Giden Yol

Siyasal yönetimler, ar-ge ve inovasyon odaklı yani; marka üreten (Döviz getiren) bir iktisadi yapıyı sistem haline dönüştürme konusunda yönetimsel olarak odaklanamadıkları için ekonomi krize sık girmiştir. Krizlerden etkilenmiştir. Bundan sonra da girecektir ve etkilenecektir. Bu süreci algılayamamak ve uygulayamamak kaynaklı olarak bütçe ve cari açık sorunları ile karşılaşılmaktadır

Gelişmekte olan ülkeler için süreç bu şekilde işlemektedir. Krizden çıkış yolu denenirken oluşturulamayan sistem nedeniyle tekrar kriz halleri ile karşı karşıya kalınmaktadır; kısır döngü hali! Çünkü borçlanma yapısının kültüründe bu süreçleri tersine çevirebilecek teorik bir Paradigma eksikliği yatmaktadır. Ne söylemek istiyorum?

Krizlerden çıkışlarda borçlanma modeli makro-ekonomik dengeleri sağlamaya yönelik bir çaba olsa da kalkınmayı sürdürebilir; istikrara dönüştürecek imalat sektörünün öncü profili belirlenememektedir. Sistemin golcüsü; santraforu eksiktir; tercih edilen ‘’profil’’ ve uygulanmakta olan parasal ve mali politikalar kalkınma oyununun bozulmasına neden olmuştur; olmaktadır. Futboldaki terim ile söylenecek olursa; kalkınma taktiği yanlıştır. Aslında uygulanmakta olan sistemin adı bellidir; ekonomi bilimi ile ilgili akademisyenlerin üzerinde görüş birliği yaptığı ahbap çavuş kapitalizmidir. Krize girmiş bir ekonomide sıkı para politikası uygulanması gerekirken; gevşek para politikası uygulanarak ülke yararına değil sistemin çıkar odaklarını koruma ve kollama üzerine işletilmiştir; işletilmektedir. Pastayı kim kesiyorsa; dağıtılmasından, kimlere pay edilmesine ve tüketilmesine kadarki süreçte sistem kendisini hak sahibi görmektedir.

Gelir dağılımı dediğimiz bölüşüm, dağıtım bazı kesimlerin zenginleşmesine, çoğunluğu oluşturan kesimlerin de fakirleşmesine, yoksullaşmasına neden olunmaktadır.

Bütüncül bakış açısı ile uygulanmakta olan sistemin irdelenmesi gerekmektedir. Nasıl ki, bir insanın sağlığını istikrarlı ve sürdürebilir kılması için beslenme dengesi ne kadar önemli ise; sektörler arasındaki dengede, teşvik ve destek başta olmak üzere sistemde ve daha sonra uygulanılması düşünülen parasal, mali politikalarda uyuşma, örtüşme hali gözetilmeyi gerekli kılmaktadır. Gözetilmekte midir? Uygulanmakta olan sistemde denge sorunu hâkimdir.

Her türlü hava muhalefetinden etkilenen bağışıklık sistemi zayıf bir bünye gibi; iktisadi yapıda kırılgan ve küresel dünyada her türlü olumsuz gelişmelerden etkilenmektedir. Olumsuz etkilenmenin sosyolojik anlamı ve adı enflasyon ile birlikte yaşamaktır; enflasyonlu hayatlar! Enflasyonlu hayatlar kader değildir! Sistem ayrımlar, ayrıcalıklar üreterek işlemektedir.

1980 - 2023 arası büyüme ve enflasyon istatistikleri bize ne söylemektedir?

Sistem 1980’li yıllarda darbe sonrası uygulamaya geçirilen ihracat odaklı, ithal ikame modelinin ülke içi üretim ayağı yurt dışından getirilen ara, yatırım malına bağımlıdır. Enerji kaynaklarına da. Bu ara ve yatırım malı yurt içinde de üretilsin ki; ithalat ve ihracat arasında denge sağlanabilsin; sağlanamamaktadır. Mevcut sistem bu denge sorununu (makro-ekonomik denge) parasal ve maliye politikaları ile yürütürken bu alana odaklanamamaktır.

44 yıl uygulamada olan sistemin krizlere girmemesi; ya da küresel krizlerden az etkilenebilmesi için; katma değer yaratacak ar-ge ve inovasyona her sektörde yatırımı zorunlu kılmaktadır. Mevcut sistem yönetememe kaynaklı; sektörlere yatırım anlamında fon aktarımı yapamamaktadır. Tüketim harcamaları ile; tüketimi de kültürel boyutta teşviki pompalanarak (Aldın aldın, şu kadar para ile kısa zamanda şu kadar zenginlik, fenomenler, borsa oyunları, gereksiz transferler, kayıt dışılık ile oluşan suç çetelerinin ekonomisi, fizibilite anlayışının yerleşmediği yatırımlar, yönetimsel liyakatsizlik ve yarım kalan projeler, gösteriş ve bendensin odaklı kamu harcamaları v.s) ekonomik büyüme sağlanmaktadır. Spekülatif ve kırılgan bir ekonomik yapı oluşmaktadır.

Ar- Ge ve inovasyon odaklı bir ekonomik sistemde büyüme hem istikrarlı hem de toplumun bütünlüğüne eşit gelir dağılımı yansıtacak bir zenginleşme yaratacaktır.: Hipotez: Ar-Ge ve inovasyona (İnsan kaynakları; girişimci, üniversiteler; liyakatli olmak) yatırım sebep, ülkenin tamamına yayılmış adil gelir dağılımlı zenginlik sonuçtur.

Ülke zengin midir? Gelir dağılımında yüzde 20’lik dilim (On yedi milyon) pastanın yüzde 49.8’ini; nerede ise yarısını) almaktadır. (2022) Gelir dağılımı adaletli midir?