Mikrobiyotamızı anlamak ve denge

Sağlıklı, sürdürülebilir bir bağışıklık sistemi için mikrobiyota dengesi neden önemlidir?

Mikrobiyotamızdaki her organizma türünün kendi genetik kodu, başka bir ifade ile genomu vardır. Genom nedir? Organizmanın tüm genetik materyalini içeren DNA dizisidir. Hücrelerin nasıl çalışacağını, bir organizmanın nasıl büyüyeceğini ve nasıl yaşayacağını belirleyen talimatları sağlar. Organizmanın gelişimi ve üremesi için gerekli olan bütün genleri ve diğer bilgileri de kapsar. Yani; mikroorganizmalarda kodlanmış genlerin toplamı mikrobiyomu; diğer adı ile mikrobiyotamızı oluşturur. Genom, insana özgüdür; birey için önemi bireyselliğine olan katkısında yatar. Bu açıdan genetik kod, genetik kavramları da bilinmeli; ne demektir? Genetik, bir bilim dalı olarak; genlerin yapısını, işlevlerini ve organizmaların (mikropların yararlısı yararsızı) görünüş ve davranışlarını nasıl etkilediğini anlamaya çalışır. Organizmalarda kalıtım ve genetik varyasyonları (değişim) inceler. Canlıların özelliklerinin nesillere nasıl aktarıldığını ve bu özelliklerin nasıl çeşitlilik gösterdiğini araştırır. Genetik kodlamaya gelince.. DNA ve RNA dizilerinde kodlanmış bilginin hücreler tarafından proteinlere çevrilmesini sağlayan kurallar bütünüdür. Bu kodlama protein sentezini ve dolayısı ile biyolojik (hayatta kalma ve sürdürme) işlevlerini düzenler. Bireyselliğe katkı derken.. Mikrobiyotamız her bireyde  farklıdır; parmak izi, gözlerdeki retina izi gibi! Karbonhidratları parçalama ve sindirme gücü, başka bir kimsenin mikrobiyotasının yapamayacağı şekilde kodlanmış olabilir. Bireye ısmarlama diyetler bu yüzden anlamsız hale gelebilir. Burada mikrobiyotamızın simbiyotik ilişkiler içinde görev alanlarını bilmenin yanında bir denge içinde yaşamlarını sürdürdükleri anlaşılmalıdır. Simbiyoz, mikrobiyota içinde bakteri çeşitliliği; iki veya daha fazla organizma (mikrop) arasındaki uzun dönemli ilişki olarak tanımlanmaktadır. Disbiyosiz ise, mikrobiyotamızda bakteri aileleri arasında dengenin bozulmasıdır.

Be denge bozulmaya başladığında sağlık sorunları ile karşılaşırız.

Uzmanlara göre bu dengeyi nasıl bir beslenme alışkanlığının bozduğu üzerinde durulacaktır; durulmalıdır. Bağışıklığı sürdürebilir kılmak için bireyin bu mikrobiyota âlemini bilebilme, anlayabilme ve yönetebilme yetisine (kabiliyetine) bağlı olacağı da anlaşılmaktadır.

Sonuç itibariyle her şeyi yiyip tüketmek mümkün; bir şartla; bu bölgeyi yönetebildiğimiz zaman!. Önce farkında olmak! (Alerjenler; kitabım; s.103 -130 Mikrobiyotamızdaki dengesizlik de inflamasyonun nedeni)

İşin içinden çıkamayıp ta; sağlık sistemi tarafından bazı durumlarda bireye söylenen sorun genetik denmesi meseleyi çözmeye yeterli mi?

Gerçekten yeterli mi?

Sonuç odaklı düşünmek hiçbir sorunu çözememektedir!