Doğum şekli ve mikrobiyotanın oluşumu
Bebek dünyaya gelir gelmez ilk ağlama sesi. Görsel anlamda daha anne ve babası ile tanışmadan mikroorganizmalarla karşılaşır. Bir ömür boyu sürecek bir tanışma ilişkisidir. Bu tanışma ilişkisi bebeğin doğum kanalına girmesi ile başlar; yararlı ve yararsız mikroorganizmaların hücreleri ile insan hücrelerinin birlikte oluşturacağı bir kolonizm yaratırlar; kolonileşme.
Yeni doğan bebek, rahimden kopamamaktadır. Kalan oksijen ile yetinmek zorunda kalırken, bağırsak bölgesinin gelişimi gözlenecektir. Yapış yapış olan bağırsak mukoza tabakası; bakterileri ve bebeğin bağırsak hücrelerini güvenli bir mesafede tutması gerekir. Neden? Saldırgan bakteriler çoğaldığında (bakteri dengesi bozulduğunda) bağırsak duvarından sızabilirler. Kan dolaşımına geçebilirler. Sistemik bir enfeksiyona neden olabilirler; bağışıklık sisteminin tepkisi ile karşılaştığında. Bu açıdan bağırsak mukoza tabakası yapışkan özelliğini artırırken devasa bir çaba göstermektedir. Bağırsağın 9 metre uzunluğa ulaşması beklenirken; mukoza dediğimiz bu tabaka yaklaşık bir evin yüz seksen metre karelik zemini kadar bir alanı kaplar. Patojen bakteriler ve virüsler ile dost bakteriler arasında meydan savaşı burada verilmektedir. Savaşı kazanması gereken dost bakteriler bilinmelidir.
Bebeğin sindirim sistemi gelişebilmesi için zamana ihtiyacı vardır; aynı zamanda bağırsak duvarının da. Bağırsak duvarını örten ve sümüksü bir mukoza tabakası henüz kötü bakteriler ile mücadele verecek güçte değildir. Zamanla ve çocuğun ömrü boyunca bağırsak bütünlüğünü koruyacak bir şekilde bağırsak duvarı kaygan ve kalınlaşması beklenir.
Bir yaşına kadar olan bebeklere şekerli gıda ve şekerli su verilmez. Neden? Kötü bakteriler bu bölgelere yerleşmemesi için. İlk altı ay anne sütü neden önemlidir? Yararlı bakteriler oluşsun, bağışıklık sistemine yardımları olsun diye. Hangi bakterinin oluşumuna ve güçlenmesine yardımcı olur anne sütü?
Bebeğin sağlığı için annenin önemi nerede ortaya çıkmakta? Bebeğin mikrobiyotası ile annenin doğum bölgesinde mikrobiyotası hemen hemen aynıdır. Anne, bebeğin genlerinin yarısını sağlarken, mikrobiyotasını da aktarmaktadır. Ancak sezaryen ve normal doğum arasında mikrobiyota oluşumu konusunda bazı farkların bulunduğu bilinmesi gerekir.
Uzmanlar sezaryenle doğan bebeklerde mikrobiyota dengesi açsından bazı farkların önlenebilmesi için doğum sırasında sürüntü ve aşılama yönteminin kullanılmasını önermektedirler.
Sindirime katkı veren bakterilerin oluşumu ve seçilecek beslenme plânı da çocukların erken yaşlarda karaciğer yağlanmasını önleyebilecektir.