Faiz Dış Fazla (FDF) vermek neden önemlidir?
Faiz dış fazla vermek, dezenflasyon sürecini desteklemek için bütçe açığının azaltılması, harcamaların kontrol altına alınması; para politikalarını zorlamayacak ‘’bir mali’’ çerçevenin kurulması anlamına gelmektedir ilk başta.
Enflasyonu düşürmeye odaklanan para ve maliye politikasının kamu kaynaklı talep artışı ile bozulmaması gerekir.
Bütçenin de sıkı bir şekilde yönetilmesi ve öngörülebilir olması şarttır.
Bir ekonominin yönetiminde prensipler, ilkeler ve teoriler ne kadar önemli olursa olsun mali disiplin olmadan bu başarıyı gerçekleştirmek zorlaşır.
Mali disiplin dezenflasyon sürecinde ne anlama gelmektedir?
Mali disiplin kamu harcamalarının ölçülü tutulması, vergi gelirlerinin adil bir şekilde güçlendirilmesi ve borçlanmanın sınırlandırılmasıdır. Diğer yandan dezenflasyon sürecinde mali disiplinin amacı kamu kaynaklı talep baskısını azaltmak ve fiyat artışlarının yavaşlamasına da destek olmaktır.
Mali disiplin neden önemlidir?
Eğer kamu harcamaları hızla artar ya da bütçe açıkları büyürse dezenflasyon çabası zayıflar ve enflasyonun kalıcı bir şekilde düşmesi zorlaşır! Bu açıdan mali disiplin yalnızca tasarruf yapmak için değil, aynı zamanda enflasyon ile mücadelede güven veren bir politik yolun ve stratejinin oluşturulmasıdır.
Bütçe dengesinin iyileşmesinde faiz dışı harcamalardaki azalış ne anlama gelmekte?
Faiz dışı fazla vermekle bütçe disiplini arasında nasıl bir ilişki kurulmakta?
2026-2028 yılları için Orta Vadeli Programda mali disiplinin hedefi, bütçe dengelerini iyileştirmek ve enflasyon ile mücadeleyi desteklemek olarak öne çıkmakta. Program mali disiplinin korunacağını ve bütçe dengesinin iyileşmesini özellikle faiz dışı harcamalardaki azalış ile sağlanabileceğini taahhüt etmekte. Bu açıdan bütçe açığı 2026 için yaklaşık GSYH’nın yüzde 3.5’una, 2028 yılı için ise yüzde 2.8’ine inmesi amaçlanmaktadır.
Faiz dışı fazla nedir?
Borç faizi ödendikten sonra bütçede ne kadar para kaldığı konusunda bilgilenmektir. Faiz dışı fazla, faiz ödemeleri hariç tutulduğunda harcamaların toplam gelirlerden çıkarıldığında farkını ifade eder ve hükümet tarafından bütçenin kontrol edilebilir kısmını gösterir.
Faiz dışı fazla verme işlemi yüksek borç stoku veren ülkelerde yaygın olarak kullanılmakta. Bu tanım ayrıca, uluslararası kuruluşlar ile borç alış verişi ile ilgili sürdürülen ilişkilerde ekonomide istenen önemli bir performans göstergesi olarak kabul edilmiştir. Türkiye 1994 yılında İMF ile sürdürdüğü müzakere ilişkilerinde gündeme alınmış; maliye politikasının bir unsuru olarak görülmüştür.
Faiz dışı fazlanın büyüklüğü, bütçe açığı ve faiz harcamalarının büyüklüğüne bağlı olmaktadır. Faiz dışı fazla bütçe disiplininin ‘’sonuç göstergesi’’ gibi okunmalıdır; yani harcamalar kontrol edilmeden kalıcı fazla vermek zorlaşır. Bu yüzden sadece rakama değil; rakamın hangi kalitedeki gelir ve harcama bileşiminden oluştuğuna da bakmak gerekir.
Birlikte gerçekleşmesi gereken üçlü kanal açısından göstergelere bakıldığında en zayıf halka bu süreçte hangisi olmaktadır?
Üçlü içinde en zayıf halka faiz giderleridir. Çünkü bütçe açığı ve faiz dışı fazla tarafında iyileşme görülse bile, faiz giderleri borç stokunun ve finansman maliyetinin etkisi ile bütçeyi yeniden baskılayan kalem olacaktır. Neden faiz giderleri? Faiz dışı fazla oluşması, harcama disiplininin bir işareti olsa da faiz giderleri yüksek seyrettiğinde toplam bütçe açığı yine büyüyebilir. Bu açıdan üçlünün birlikte iyileşme gücünü belirleyen nokta, iyileşen faiz dışı dengeye rağmen faiz yükünün ne kadar hızlı gerilediğidir.
Eğer bu üçlü kanaldan birisi olan bütçe açığı azalıyor, ikinci kanal olan faiz dışı fazla verilip iyileşme görülüyorsa ilk iki kanal güçleniyor demektir. Ama faiz giderleri artmaya devam ediyorsa mali disiplinin kalıcılığı ve sürdürebilirliği zayıflar ve sonuç olarak dezenflasyon desteği sınırlanmış olur.
2018- 2023 yılları arasında borç yükünü artıran politikalar ne idi ve ekonomik göstergeler bize ne anlatıyordu? Bir hatırlayalım:
2018: Uygulanan politika: kur şoku, sıkılaşma/ Dış finansman zorlaştı/ Borç stoku ve finansman etkisi: Dış borç ve kur riski arttı/ Öne çıkan gösterge: Bürüt dış borç stoku 426.7 milyar dolar oldu.
2019: UP: İç talebi destekleyen politika: Bütçe açığı ve borçlanma gereksinmesi arttı/ Öne çıkan gösterge: Bütçe açığı 124.7 milyar TL’ye yükseldi.
2020: UP: Pandemi destekli genişleyici maliye politikası/Borç stoku ve finansman etkisi: İç borç stoku hızlandı. /Öne çıkan gösterge: İç borç stoku 2020 sonunda 1.060.4 milyar TL oldu.
2021: UP: Düşük faiz, kredi genişlemesi ve KKM (Kur Korumalı Mevduat)/ Borç stoku ve finansman etkisi: Kur riski kamuya taşındı; borç stoku büyüdü./ Öne çıkan gösterge: Haziran 2021’de iç borç stoku 1.135.4 milyar TL oldu.
2022: UP: Yüksek enflasyon ve kur oynaklığı/ Borç stoku ve finansman etkisi: Faiz ve yeniden finansman baskısı arttı./ Öne çıkan gösterge: Faiz giderleri sert bir şekilde artışa geçti.
2023: UP: Yüksek faiz ortamı, deprem harcamaları/ Borç stoku ve finansman etkisi: Borçlanma gereği daha da büyüdü./ Öne çıkan gösterge: Dış borç stoku 482.6 milyar dolar; faiz harcamalarının vergi gelirlerindeki oranı keskin düşüş sonrası yeniden baskı altında.
2024: UP: Sıkılaşma; yüksek faiz ortamı/ Borç stoku ve finansman etkisi: Borçlanma gereği daha da büyüdü./Öne çıkan gösterge: Faiz ödemeleri ana parayı geçti; faiz/GSYH son üç yılda yüzde 2.1’den yüzde 2.9’a çıktı.
Borç stoku ne miktarda artış göstermişti? (2018-2025)
2018(Aralık) itibariyle Merkezi Yönetim Borç stoku 1 triyon 66.8 milyar TL idi. Bunun 581,5 milyar Tl’si Tl cinsi, 485.3 milyar Tl’si döviz cinsi idi.
2018 sonunu başlangıç alıp, 31 Aralık 2025 sonu ile karşılaştıralım: Merkezi Yönetim borç stoku 1.066.8 trilyon Tl’den 13.656.1 trilyon Tl’ye yükselmiş. Yaklaşık artış 12. 589.3 trilyon Tl’dir. Bu da yaklaşık yüzde 1180’lik bir artış anlamına gelmektedir.
Hem iç borç, hem de dış borç tarafında belirgin bir yükseliş var; ayrıca döviz cinsi borcun toplam borç yükü içindeki ağırlığı da artmış görünmekte.
Bu tabloyu nasıl yorumlayabiliriz?
Borcun hangi koşullarda çevrildiği ile de borç stokunun ağırlaştığını göstermektedir. 2020-2024 döneminde faiz giderlerinin hızlanması, önceki yıllarda biriken borç stokunun daha pahalı ve yeniden finansmanına işaret etmektedir. Kur şoku, enflasyon ve kamuya taşınan kur riski ile birleşince borç yönetimi daha kırılgan hale gelmiştir.
Faiz dışı fazla verme çabasında faiz ödemeleri ve borç stokunun yüksek olmasında temel risk nedir?
Faiz dışı fazla, faiz ödemeleri hariç bütçe dengesinin pozitif olduğunu gösterir. Ancak borç stoku çok büyükse bu fazla, sadece borcu stabilize etmeye yetebilir. Faiz oranı büyüme oranının üzerinde kalırsa, borç stokunu çevirmek için gereken faiz dışı fazla zamanla artar ve mali disiplin zamanla daha zor hale gelir.
Bir diğer risk, faiz dışı fazla yaratmak için vergilerin artırılması ya da harcamaların kısılmasıdır; bu durumda da yatırım, sosyal transfer ve kamu hizmetleri üzerinde baskı oluşturabilir. Yani faiz dışı fazla şimdilik olumlu gibi gözükse de; uygulama biçimi büyümeyi zayıflatırsa orta vadede borç dinamiğini kırılgan hale getirebilir.