Faiz dışı fazla tek başına mali disiplin için yeterli mi?
Merkezi Yönetin Bütçesi (Ocak 2026) 214.5 milyar Tl açık verirken, faiz dışı denge ise 241.8 milyar Tl fazla kaydetti. Faiz dışı fazla 255.3 milyar TL’den 473.4 milyar TL’ye çıktı.
Faiz dışı Fazla performans olarak görece güçlü seyretmekle birlikte mali disiplinin sürdürebilirliği açısından önümüzdeki dönemde harcama dinamikleri yakından izlenmesi gerekmekte.
Devletin faiz ödemeleri dışında kalan harcamaları (personel, mal-hizmet alımları, yatırımlar ve transferler) kısarak gelirleri aşmayan bir yapıya kavuşturulması gerekmekte.
Faiz dışı harcamaların azalması bütçe dengesinin iyileşmesinde kamu maliyesinin yapısal gücünü artırması açısından kritik bir adımdır.
Faiz Dışı Fazla Nasıl oluşur?
Faiz dışı harcamalar kısıldığında, bütçe gelirleri bu giderleri karşılayabilir hale gelir ve ‘’faiz dışı fazla’’ oluşur. Bu fazla faiz yükünü finanse ederken, borçlanma ihtiyacını azaltır; böylece genel bütçe açığı daralır.
Formül: Faiz dışı denge= Bütçe gelirleri - faiz dışı giderler
Bu formülde azalış, pozitif dengeyi sağlar; negatifse yapısal sorun sinyali verir ve mali disiplinin zayıflığını gösterir. Faiz dışı fazla (FDF) bütçe disiplininin temel göstergesi olarak birincil bütçe dengesi, toplam bütçe açığı, kamu borçlanması ve GSYH’ya oranları gibi göstergelerle birlikte izlenir.
Bütçe açığı formülü: Bütçe açığı= Faiz dışı açık- Faiz dışı fazla+ faiz giderleri
Faiz giderleri açığı büyütürken, açığın finansmanı için yeni borçlar faiz yükünü daha da şişirmektedir.
2024 yılı bütçe açığı/ GSYH oranı yüzde 4.9’dur.
2025 yılı bütçe açığı/GSYH Oranı tahmini yüzde 3.1; gerçekleşme tahmini 3.7’dir.
Bu fark 2025 yılında bütçe disiplininin bir miktar toparlanabileceği beklentisi yaratmakta.
Borç stoku nasıl artış gösterdi?
2018 sonu itibariyle merkezi brüt borç stoku 1 trilyon 66.8 milyar TL idi. Bunun 581,5 milyar TL’si TL cinsi; 485,5 milyar TL’si döviz cinsi.
2018 sonunu başlangıç olarak alıp, 31 Aralık 2025 sonu itibariyle karşılaştıralım: Merkezi Yönetim Borç stoku 1.0668 trilyon TL’den 13 trilyon 656 milyar 100 milyon TL’ye yükselmiş. Bu da yaklaşık yüzde 1180’lik bir artış anlamına gelmektedir. Hem iç borç tarafında hem de dış borç tarafında belirgin bir büyüme var; ayrıca döviz cinsi borcun toplam borç yükü içindeki ağırlığı da artmış görünmekte.
2018-2025 yılları arasında Merkezi Yönetim Borç stoku yaklaşık 13.2 katına çıkmış. Artışın büyüklüğü yüksek bütçe açıkları, faiz yükü ve döviz cinsi borçlanma ihtiyacının birikimli etkisini göstermektedir.
2023-2025 döneminde faiz dışı dengenin faiz yükünü azaltması noktasında katkısı oluştu mu?
2023-2025 döneminde faiz dışı denge faiz yükünü düşürmese de bütçenin faiz dışı kısmında kısmen iyileşme yarattı; faiz harcamalarının artış hızını kesti. Özellikle 2025 yılında faiz dışı fazla oluşmasına rağmen toplam bütçe açığının kapanmamasının nedeni faiz giderlerindeki inanılmaz artışlar gösterilebilir.
Bu süreç nasıl çalıştı?
Tekrarlarsak; faiz dışı denge, faiz dışı gelirler ile faiz dışı harcamalar arasındaki farktır; bu kalemde fazla oluşursa bütçe faiz ödemelerini karşılamada daha güçlü hale gelir. 2025 Kasım verilerine göre faiz dışı denge yıl içinde iyileşme sayesinde fazla verirken, faiz harcamaları bütçe açığının ana faiz ödemelerinin bütçe üzerindeki baskısını hafifleten bir tampon işlevi gördü.
2025 yılında faiz dışı fazla, 2023 yılında faiz harcamaları çok hızlı büyüdüğü için faiz dışı iyileşme toplam bütçe açığını tek başına aşağı çekmeye yetmedi.
Faiz dışı dengenin katkısı ve etkileri
Faiz dışı denge, güçlü ve adil vergi tahsilatı, faiz dışı harcamaların görece kontrol altına alınması ve bütçenin faiz ödemelerini finanse etme kapasitesinin artması gibi bu üç kanala olumlu etki yaptı! Ancak artan borç stoku ve yüksek iç borçlanma ihtiyacı faiz giderlerini büyüttüğünden faiz dışı fazlanın etkisi daha çok ‘’zararı sınırlama’’ yönünde kaldı. Kısaca faiz dışı denge iyileşti ama faiz yükünün esas sürükleyicisi borçlanma maliyeti olmaya devam etti.
2023-2025 yılları için faiz dışı denge, faiz gideri ve bütçe açığını birlikte değerlendirmeye alırsak;
. 2023’te faiz dışı açık, faiz ödemelerinin bütçe üzerindeki baskısını artırmıştı.
. 2024’te faiz dışı tarafta toparlanma oldu; bu durumda faiz yükünü bütçenin ana sorun olmaktan çıkarmadı ama baskıyı hafifletti.
. 2025’te faiz dışı denge fazla verirken; toplam bütçe açığı yine de sürdü; bu kez de faiz giderlerinin bütçeyi belirleyen ana kalem olmaya devam ettiğini göstermektedir.
Bu üç yılda; kısaca faiz dışı denge düzeldi, ama faiz giderleri o kadar çok yükseldi ki toplam bütçe hâlâ açık vermeye devam etmektedir.
Orta Vadeli Programda (ODP) mali disiplin güçlü sayılabilmesi için bu üçlü aynı zamanda iyileşmelidir; Faiz dışı fazla sürdürülebilir olmalı, bütçe açığı daraltılmalı, faiz giderlerinin bütçe içindeki payı kontrol altında kalmalıdır. Bunlardan biri eksi ise görünürdeki iyileşme dezenflasyon açısından yeterince ikna edici olmayabilir. Dezenflasyon süresini uzatan bir faktör haline gelebilir!